Pişmanlığın vücut bulmuş hâliyim.
Dile gelmemiş ne varsa
içimde birikmiş.
Kurduğum öfke ele veriyor beni,
sahte gibi duruyor belki
ama çok da saklanamıyor.
Ağlayayım mı?
Hangi omuzda?
Boynunun neresi tutulur insanın?
Hangi uçurum ister dilek olmayı?
Dibine kadar gideyim diyorum,
dip yok.
Düşüncelerim edebe sığmıyor,
kelimeler yetmiyor.
Emekle kurulan barajları
yakmak isteyen bir hırs gibi
üstüme yığılıyor dünya.
Hayat sadece cehaleti ezer.
Keşke zamanında ezseydi,
Yanımda biri varken.
Kimse sevmedi beni.
Artık seven de umurumda değil,
Sevmeyen de.
İsteğim büyük değil:
Esmer olsun, kadın olsun.
Ne büyüklük hayalim oldu
Ne bekleyecek sabrım.
Herkes bir şey büyüttü,
Ben bu boşluğu.
Söyle,
kime güvenilir?
Gerçeklik aradım,
Kendime bir kurmaca kurdum.
Kim cahil?
Ben neyi göremedim?
İnsanlar kokuyor.
Sevdiklerim bile.
Güzellik ister herkes,
Ben istemiyorum diyorum lan
Benden yüce olana.
“Sına” diyorum,
zaten beceremem.
Bu dünyaya ters gelişim zaten .
Yoksa bu bir işaret miydi?
Bunu yalnızca
benden yüce olana sorarım.
Diğerleri kim ki?
Yanlışlarla kule dikenler.
Fikir yükselir,
zamandan ve bedenden bağımsız.
Ama ben
yanlış yerde
yanlış zamanda kaldım.
Kendime kızdım.
Kendime küstüm.
Geçer sandım.
Gitmedi.
Hiçbir şeyi unutmam.
Belki de bu yüzden
gitmek isterim.
Ölüm…
Korkutmuyor.
Şeref, onur
artık sadece kelime.
Bir damla güzellik
yetebilirdi dünyaya.
Yoksa
usul usul
birbirimizi tüketeceğiz.
ZATEN !
Ve soruyorum:
Harbiden öldün mü?