25 Aralık 2023 Pazartesi

Derinliğin Silüeti

 Oh be !

Bir nefes aldım.

Anlamsız sapaklarıma bir gir çık la kurtardım.

Ya seçseydim sefahatin ihtimalini.

Ne kalırdı elimde ?

Etimden sıyrılırmıydı ruhum .

Gökyüzünde aslı ilizyon mutlulukla , yaşarmıydım bu cehennemde . 

Bakarmıydım yıkılmış umuduma doğan kara gecelerde 

Yanlızlığıma içten bi silüet 

Yapıştır bana 

Bi nefes daha 


Belki öperdim kurumuş olan dudaklarını

Kat ve kat kuruturcasına .

Çatlaklarına zirkederken beden özüm .

Bakakalırdım bacaklarına

Yada gözlerine ,

Bu sefer belki daha erken .

Tamamlanırken tenim yanardı alevim sırtımda

Söndüremeyen parçam olurken sektire gecirirdik zamanı ,

Balıklar gibi doygun suyun sıkıstıran rahatında .


Sen mi ben 

Ben mi aptal 

Yokuşta koşturan canavarımı hengameden uzak tutarak gel 

Canımı yakmadan 

Buzlu bir merdiven çıkar gibi yavaşça 

Avlanan baykuşlar farketmeden ,

Etimden fırlayan her bir şarapnel 

Kimseye sormadan büstüme gel 

Neyse derin bi nefes aldım 


Hem daha iyi degilmidir uzaklık 

Bak ukalalığım onay bekleyecek 

Gözlerin hep gözümün önünde olunca,

Anlam ve söz dalardı.

İnerdi en derinlere ,

Seni çekerdi kolundan ,

Beni suya olan merakımdan .

Dalardım en dibe ,

Bakardım gözlerine ,

Okyanusun içinde daha bi baska olurdu 

Ve farklı bir alev sarardı içimi

Oh be !

Rahat bi nefes aldım .

Bitti mi , hayır !


Yakalardım boşluğu 

Tutar derdim sen bi dur ben gelicem

Tartardım getirirdim seni ardımdan 

Sonra derdim bura böyle kalsın 

Ben oraya gelicem 

Biz gelicez 

Gözden uzak.

...

Sapaklarımın hangi patikası bu

Hangi çileye isyanım 

Neyin örüntüsü

Elimde kalan hangi payın avuntusu

İçimde kımıldayan bu solucan neyin sıkıntısı 

Neyse bir nefes aldım .

Eşsiz bataklığımın dibinden geceye devam .

Başka bir geleceğimden sırası gelen zamana ise selam .












25 Temmuz 2023 Salı

Zorundayım

İsterdim sonsuza değin ilelebet o hissini sevdiğim

İsterdim orada yok olmak.

O rahatını sevdiğim .

O yanağımdaki sürtünmesini sevdiğim .

Onlarca sürtünmenin en güzellerinin bile yanına yaklaşamayacak kalbin .

Benim sonsuzumun , çoğunluğumu

İdrakımın alamayacağı şeyin , tezahürünü cümleye döküp sevgimi dile getirmek .

Çarkta olmamak çentik .

Sur vurmamak bilince .

Özgür edebilmek en büyük düşü .

Ve sana önderlik edip gösterebilmek .

Aslında herkese göstermek .

Ama seni yanımda taşıyarak.


Neden  bulur anlam bekada ahir .

Anlayamadığından mı *

Anlayıpta utancından mı .

Bak ağladım bugün en yüksek mevkiye .

İstemedim gene döktüm meyimi .

Nahoştan bir boşluk sonsuz .

Biz değilmiydik .

Her yeri doldurmamışmıydık .

Nedir bu kazanma hırsı boş şeylere karşı .

Neyi kazanamadım aklımdan başka 

Ney götürdü onu 

Dem acıtmış onu .

Sertleşmiş .

Duramaz hafif güçlendirir .

Gerekmez gerçekten bilek bir güç.

Ölüm değil sonu umut sonsuz yolun  . 

Bitir kibrit 

Bak taşla bitir . 

Kalbe ağır bu taşı fikre değir .


Anlamsız bir maske unutkamış .

Umursadım onu , zehir istememiş .

Gerekçeler yolu azrail gibi tırpanlamış .

Zarureten büyümüş damardaki gerçek kamış .


Gerçek sever mi ?

Beğenirmi aşk bedeni .

Aramaz mı kendinde kusuru fani .

Dünya hali çeker içine çekeni .

Elleri 

Ses çıkartıyor sanki o dilleri .

Tadını sadece ben bilmeli .


Görürdüm düşlerimde .

Huzurdu .

Sesti o duymayan kulaklarıma .

Tam olarak anlamasa da hissetmişti beni .

Tatmıştı .

Bilirdi..

Kıskanç gibi .


Yaşamak tatmak seni ilelebet eksilmeden hücre

Bitirmek açlığı 

Yavru bir kartalın imrenmesi rüzgarda uçan minik serçelere .

Cennet özlemi hayat .

Kandıran aşçıların küfürlerden taştığı .


Koşuyorum çok zor  .

Hissettiğim azalıyomuş gibi oluyo .

Ayaklarım karıncalanır gibi .

Aklım akıyor gibi .

Nefesim duruyor gibi .

Takatim süzülmüş gibi .

İşlenmiş demir gibi .

Olmuyor .

Güçlü bir iradeye güçlü bir sınav  .

Yok sikayet paylaşmaktan başka .

Kaldırmak umudu tetik çekmek boş bir bataklığa .

Dayanma limitini sürdürmek mecbur kadim benliğe .

Azdırmak merakı zorlaşıyor .

Üzüyor beni , durduruyo .

Yetersiz bilgi var hala 

Hemde çok . 

Yetememiş isteğim var sana karşı ne yapacağımı bilmediğim .

İstemlerimi işlemek var .

Sonu yok .

Başı var . 

Dibi yok . 

Arşı var. 

Sönüp duran bir alevim var .

Baktığın da bana kalın bir kaş .


İleri gidiyorum  .

Mecbur gibi .

Ama

.

4 Temmuz 2023 Salı

Kambursuz Bİr Zangoç


 Gel güzüme güç .

Salıver dünyaya eteklerini .

Binbir türlü noktalarını savur göçebe kuşlarla .

Ulaştır yüreğime .

Affet


Gönderilmemiş bir mektupta yazardı mahsumiyet .

Ulaşmıştı . 

Unutmuştu .

Hatırlamıştı .

Nankördü .

Alçak !


Seslendi mi şair , kafası güzeldi .

Anlamsızlaştırma karartısı patlamıştı .

Sakinleşti .

Kim alçaklaştırmamıştı ?

Kim vurmuştu yüreğini boştan bir urgana sallandırmadan !

O yapmıştı ! 

Aman aklına takılmasın birşey  , kapılırdı düşüncelere .

Belki haklıydı . 

Bilinmez bir gemide çuvallayan forsaları kurtakmakmış görevi .

Sanki kanadı vardı .

Sorsan aklı vardı .

Kapılırdı kibrine . 

Evet eritmişti .

Belki de altta birikmişti .

Bundan çok korkmuştu .

Bastı gitti .

Atlayıp gitti öyle , bakmadı bile ardına  , düşünmedi ,hiç acımadı .

Umursamadı kimseyi , dinlemedi .

Yetmişti artık , bağıra bağıra küfürler ede ede öyle sıka sıka gitti .

Demiştim ya hah ! bastı gitti .


Durdu bi ara haklımıydı ?

Bi düşündü , bayağıdır düşünmemişti .

Siktir !

Bastı gitti işte .

Kayboldu durdu baktı .

Kalktı baktı .

Sevdi baktı ,

Sövdü baktı ,

Saydı baktı .


Yat , kalk , ye , iç , dur , yap !

Yaktı gitti !

Esti gitti !


Sanki bir dumandı .

Güzel bacaklara bakardı . 

Sevmekten korkar , sanrılara tapardı .

Ağzında bir boru üfletip kuşları peşine takardı . 

Konanlara bakar tepesi atana ....


Başıbozuk bir orman kaçgını  

Kaçmış gitmiş bir yere .

Gelir bazen ara ara 

Sanar kendini alaca bir bora .

Bağırırda ara ara .

Tutarım boğazından atarım bazen kenara .

Vazgeçmez huyundan fikri kuruyasıca .

Zayıflar , beslenir , güçlenir başlar ondan sonra naralara .

Umursamaz yılgınlığı atar ara ara .

Sürüklemektir asli görevi kavgalara 

Kanatır hedefini çöktürür diz üstüne kahkahalarla


Sır , sürgünüme bir kadeh daha ,

Veyahut ulaşılamamış "şey"lerin anlamsız tezahürü vurmuş ;

              karşımda duran mavi kapaklı dünyaya ,

Döktüm içimi boş bir bardağa 

Beklemeden eklenen acı meydi yaktı boğazımı .


Sen benim güzel yürekli arkadaşım , kaldır , kalmamış yüreğimi şaha . 

Bırak dilim dökülsün .

Dil bu durur mu?

Aşk bu sevişir mi içi boş güzellerle ?

Sen  güzeli daim etmiş yüreğine daldır elini !

Sür yüzüne , gel koynuma , bulaştır bana .

Bulanmış zihnime fikr-i münevver ,

Bozulmuş gözlerimin içine mücevher,

Zayıflamış kollarıma et ,

Körelmiş dilime tat ...


Dur ! tüm gece gözlerime bak .

Sarıl bana en sevdiğim yerimden .

Sev beni en sevdiğim yerinden . 

Öp beni o en sevdiğim uçsuz gözlerinden .









30 Mart 2022 Çarşamba

Karanlık Yolcu

 Kararlı bir ilham yakaladım bu gece .

Ayaklarımdaki demirleri nalbanta döktürdüm .

Üzerime yeni bir zırh işlettim .

                                   Kalbe yeni bir mezar .

Düşünürmüydüm ölümsüzlüğü ?

Bunu düşündüm . 

Ya başka bir kadın ?


Mutsuzluk çırpınışlarını atan bir balık gibi çırpınmak istedim yeryüzünde .

Engel vurmuş sanki birileri . 

Elimden gelecek şeyleri bana saklatmış .

Kimdi o kişi ?

Vurmak isterdim suratına ağzımdan mideme uzanan gırtlağımdaki boruyla .

Belki hafiflerdim biraz .

Belki değil hafiflerdim .

Kararsızlığım hep bi kenarda . 

Salma isteğim batırılmış sanki özel bir kadının bacak arasına .

Terbiyesizliğim kanat bulmuş .

Kaçarken aklı başımdan uçurmuş  ,

Bir kelebek bin özlem 

Sonsuz uzay , gezegen , yıldızlar hepsi renksiz bir düzlem ,

                    Deme bana karanlığımın aydınlattığı o geçecek güzel yüz .

Hatıratın yara bere , kapşon da kurtarmaz geldiyse güz .

Alış ona yara versin , eline bulaşmış bir kere ,

Kalbi yerinden fırlamış son kuyruksuz kertenkele .


Zalim olma isteğiydi , güçlü olmak adına .

Böyle bilemişti kınını .

Oraya sokardı kendini .

        Kim .

Böyle görmüştü , 

Yanlış bilmişti !

Bunu da sonradan öğrenmişti .

Öğrendiğini kendinden gizlemiş .

İçindeki ezoterik keşişlere kaptırıp terbiyesizlikle uçurmuştu bilgeliğini .

İyilik kalmış kalbinde .

İdrak yeteneği körelmiş .

İlhamını perilere yöneltmiş .

Hasta ve pis bir kalbi köreltmiş  

Olması muhtemel bir vukuati geçiştirmiş .

Dibe vurma gerçeğindi .

Dibe vurma gerçeğim .


Dinlen koynumda yatan ey eşsiz batarya .

Hani azgın dalgalar kenarlara dev kayalar atar ya .

Kaldır omzunu silk boşalt üstünü

Atlas bile dünyanın altında yatar ya


Direnme ,

Düşünme ,

Hayalperest bir balıkçının koyunda yenilmeye layık balıklar götür kedilerine .

Belki sana hakaret eder sen zark etmeden etine ,

Her kavrayış , birer yok oluş var etmesin gözüne .

Hislendirir bakışların görüntün gelmeseydi gözümün önüne 


Bir melek bin efkar , kafamın içi iblisin şayet bin bir türlü cezvesi

Karşılıklı vesveselerin alışmışlığı korkutur hala 

Sanki 

Karlı bir gecede katilin kötülüğün hamiyetini çizmesi .

Gözleri bile kör eden sesin , aklın hakimiyetine girmesi .

Bedenime kazımış şeytan .

Hislerimin karanlık düşüncesi .


Uçar balıklar mataramdan damlayan damlalardan atlayarak 

Hayallerime saldırır bilakis suçsuz bir kadını duvardan duvara pataklayarak .

Fırlat beni sel kadırgam 

Kaçır . 

Böyle hayatın içi daha berrak bir acı .







25 Mart 2022 Cuma

Güneşli Bir Göz

Ukalalığım revaş arzu hala

Biçare çaba-kuvvet yansıma aynada

Ayaklar yalın kollar kucaklamayı bekleyen duvarların arasında,

Güzel yüzlü adı unutmuş dudaklardan dökülen kelimeler mavi yuvarlak zihni oyalamada

Yaşamayı gözler gibi güç bir derin yalnızlık ;

Biçare gözlerine bağlı , 

Demir yerine bağlanmış vapuru kıpırdatmayacak bir halatla ..


Kıvrımlarla bağlı gezegenimin patavatsızca dökülen kelimelerden kırışmış yüzü .

Hangi hengame eritebilir , zihnimde eşsiz mavi gökyüzü ,

Belki  boş , belki anlamsız , sakinken derinleşen bir bataklığın ortasında 

İcad bulunmuş amacına taparcasına  insan yolun voltasında ,

Yalanlar batarcasına ,

Yola çıkarcasına ,

Boşluk !

Tanyerini silip atarcasına .

Kanına batır gerçekleri .

Sil at çırpınmış hevesliğini ,

Sar bi kağıda sakla , yılların unutturduğu renkleri çıkartıp şaşırt herkesi , minik çürümüş ukala .


Selam sana anlam .

Selam sana solunup geri verilmiş hava .

Kirlenme daha , kirletme daha ,


Aklı hatırlatıp unutturan minik bir kağıttı

Dolu gökyüzüne söylenen bir ağıttı , yüz tanesinden hatıratlı sayılı kalır 

Bir duvara tutunmuş  direği sinsi bir düz yılana vurulmuş .

Kollarını açmış sanki iyilik misali .

Anlamaz her neferi , yeteri kadar düşünememiş dönecekleri yaptıklarının geri .

Belki haklı 

Bazen tatlıydı , anlamına yükünü götürememişti benzi , belki halsizdi .

Ve yahut dilsiz .


Gözü kör olanın sezgisi tam yol olacağına ;

        Deli bir !

Fırtınanın ortasından savrulmuş yandan çakıp , 

Yıllardır budanmamış saçlarına benzer iri bir ağacın dalları gibi dağınık ,

Gözleri kör eden parlaklıkta bir yıldırımın  ;

Benekli , engin ve karanlık gözüken o gök mavi suya vurup çıkardığı renk resitalini ,

Tattırmasını isterdim yola vuracağına .

        Dur !

Kaybolma seni buraya hapsetmek istiyorum !

Belki gördüğüm mekan kendim geri getirebilirim seni .

Zaman'ım akdenizin tam ortası ...

Kimse anlamaz bizi 

Kim ?

Evet tam o konuyu açıyordum .

Basit olguları karmaşıklaştırıp basit yollu sebebini kaçırıyorlar insanlar .


Her şey dağıldı .

Sen geldin ben çektim 

Hayaletim altı patlardan çıkan sıcak bir fişek mi?








16 Ağustos 2021 Pazartesi

Sen bana

Güzel düslerimin şahaseri gözlerin bana yasak mı?

Deniz kenarında biralarımızı tokuşturup şidetli bir yıldırım gibi gökyüzünü yırtıp kızgın  tanrılar gibi tartışsak mı?

Kalbi okyanus gözleri selim .

Beline sarılıp dünyaya baş kaldırsam mı ?


Mutluluk çarpık düşlerimde seni saptayabilmek .

Gözlerin sanki minik bir evrenler arası ķapı , karnım da doğurtur  kelebek 

Sözcükleri kör ederdi yaşamak seninle ilelebet

Sen benim en güzel tadımsın


Tadını tarif etmeye kıskandığım  balım

Belki farkındasın belki bensin

Anlamsız sozlerimin anlamısın

Yorgun gecelerimin bulutu

Rüyalarımın benzersiz tadı

Belki annemin sütü 

Yavru bir sincabın sıcaklığı


Ellerin sefkatin dile gelip de dua ile yüzey bulmasıyla onu bana dokundurmuş

Nefesin yıkıcı bir tornadoymus da lavlardan süzülüp icine hapsolmuş 

Kalbin her yerimde depremler oluşturmuş 

Sen tamamlayıp bitirmek istemeyecegim en güzel resmimsin . 





6 Ocak 2020 Pazartesi

Başlangıç -1-

Masmavi bir sabaha uyanmıştım . İçimde telaştan biriktirdiğim anlamsız isteksizlikler o kadar büyümüştü ki , elimden gelse kendimi hiç uyandırmaz açlıktan ölmeye bırakabilirdim . Heh ! elimden hiç bir şey yapamamak bile gelmiyorken ne kadar beceriksiz olduğumu anlatmama gerek yok değil mi . Zaten onu yapacak bir isteğede sahip değilim . İstek değil de yeteneksizim galiba . Başarısız , gereksiz , olmaması gereken ve bunun gibi kelimeleri usta bir ressam eğer insan suretine nakşetmeyi başarırsa gördüğünüz sima benimki olur . " Aslında durum o kadar vahim değil " gibi diyen çok tanıdığım var ama kendi sözlerinin bile parıltısı olmadığını bilen insanlar hepsi . Ama benim için sıkıntı değil cidden . Ben seçtim bu yolu . Ben istedim silinmek , çaba göstermemek . Aslında yenilgiden korkumda beni bu yola itmiş olabilir . Neyse...

Hava o kadar maviydi ki , benim gibi bir insan bile o gün için kötü birşey olmayacağını algıyabilirdi . Apar topar hazırlanıp ayna karşısında tımarımı çektikten sonra pastahanenin yolunu tuttum . Kafamda kollarımı yanına koymaktan hoşnut olduğum sandalyeye oturup çayımın geldiğini düşünüyordum . Sarhoş gibi yürürken duyduğum siren sesi bagırsaklarımı içine patlattıı . Ciyyyuuvv .. Her zaman sakin olan mahallem bir anda kargaşa yerine dönmüştü . Etrafa bakınarak durumu çözmeye çalıştım . Hiç bir belirti yoktu ama 50 m ileriden bir grup insan benim olduğum tarafa doğru koşuyordu .

Paaaatt ! bir silah sesi bi kaç saniye sonra bir başkası . Normalde öyle bir anda silah sesine koşup şansımı denerim diye kurguluyodum hayal dünyamda . Kendimi bi anda Nazan hanımların evinin önünde buldum . 90 ların modası olan kırmızı kiremitli bahçe duvarının arkasında siper almıştım .
Kulağımda çınlama olmasına rağmen gökten zembille yağan mermilerin çıkardığı ince ıslıkları duyabiliyordum . Bir anda Nazan hanımın dolgun göğüsleri geldi aklıma . Onların arasına kafamı hayvanice soktuğumu düşündüm . Bağırışma , koşuşturma ve seri silah sesleri girdiğim halisinasyonun etkisini bozmuştu . Siren sesleri çoğaldı . Kafamı duvara dik bir şekilde uzaklaştırıp yola doğru baktım . İlk defa vurularak yatan birini gördüm . Acaba ölmüşmüydü ? Vücudunda bir parçalanma yoktu ama hiç hareket edicek gibi durmuyordu . Bir kundura sesi duvarın arkasından hızlı bir şekilde bana doğru geliyordu . Duvara iyice yaslandım . Hiç bir şey anlamıyordum . Noluyo du ki ? Hava maviydi ve servisim daha gelmemişti , bense ergenliğimin cırtlak kraliçesi Nazan hanımın bahçesindeydim .

Pat diye gökten birşey indi .

Çocukken kutsal şeylerin gökten indiğini söyleyen bir mahalle hocamız vardı . Benim bu konu hakkında fazla bir bilgim yoktu ama dinleyip anladıklama göre peygamberlere vahiyi cebrail gökten inip öyle sunarmış . Melek kavramını gözümde canlandırırken vücudu parlayan beyaz tenli güzel suratlı kumral sakallı bir erkek belilirdi . Hocam bana cinsiyetini söylememişti ama nurlu tasviri istemeden de olsa ondan almıştım .

İlk gördüğüm şey gökmaviyi delercesine glock tabanca tutan  el Nazan hanımlara doğru süzülüyordu . Sonra önümde sim siyah parlak bir deri yığını .Gözümü kapadım . Ağızımda barut ve yağlı demir kokan yumuşacık bir sıcaklık hissettim . Ele doğru  dönüp hafifçe gözlerimi açtığımda kafamdaki tüm melek tasvirlerini ışık hızında parçalamıştım .

Melekleri nur yüzlü sanırdım !

Kafama doğrultulan bir silah vardı . Şundan eminim ki bu kadar güzel ölmek için hiçbir iyilik yapmamıştım . Bana bakan korkak ama kararlı kahverengiye esin kaynağı olmuş hafif çekik iki göz , kafa kafaya vermiş iki güneşlenen insana yataklık yapan tırtıklı ve ısırıldığında patlayacak gibi duran kalın bir alt dudak , görünmediği halde ağızına sığmadığı belli olan ve sadece ön ikisi hafif gözükmesine rağmen hiç bir kötü tabiri hakedemeyen dişler ve hafif sırıtmada beni içine çekeceği belli olan çukurlar . Aman Allahım aşık olmuştum .

Kalp atışlarımı arkadan gelen koşuşturma seslerine ayak uydurtup ayakta kalmaya çalıştım . Baktığım gözler bana bir şeyler anlatıyordu . Seslerin yakınlaşmasıyla o kahverengiye ilham vermiş renkler kısılmış ve yerini bir ressamın siyah renkle uçuruduğu kılcal fırca darbelerine bırakmıştı . O an gördüğüm şeyleri tasvir edebileceğim mükemmellikte birşeyle hiç karşılaşmamıştım . gözlerinden yaş aktığını görünce hemen sarıldım . Artık biliyorum melekler kesinlikle erkek değildi .

Sesler en doruk noktasına ulaşıp bir anda yavaştan kısılmaya başlamıştı. Siren seslerinde de kısılmalar vardı . Bana can veren o gözler tekrar açıldı ."Saklanmam lazım". kafa sallayıp göz ucuyla sokağa baktım . Nazan hanımların evinin köşesine eğilerek ilerleyip yan bahçeye atladık . oradan mahallenin yukarısına çıktık . saklana saklana ilerledik . Gözleri  yaş içindeydi sanki silah onun değilde benim eliydeydi . Yüzünde şok geçirmiş gibi bir ifade vardı.  "Üstünü çıkarman gerek " dedim . Kafa salladı . Deri ceketini çıkardı . Kalbinin hizasında üçgenin içine çizilen , gözümü ayıramayacağım güzellikte herhangi bir anlam ifade etmeyen çiceğimsi motifler bulunan bir dövmesi vardı . Dikkatle baktığımı farkedince gözlerimi oradan ayırıp "Sana kıyafet ayarlamak gerekiyor  , gel benimle " dedim . Bakışlarımdan ona bi zararım dokunmayacağını anlamış olmalı ki tereddüt etmeden kabul etti .

Aşk suç ortaklığı demek değilmiydi !

Ceketi buruşturup basket topu tutar gibi  avuçladım . Saklana saklana evin yolunu tuttuk . yolda tek kelime dahi konuşmadık . Eve girdiğimizde birden hafif ses çıkararak ağlamaya başlamıştı .Su alıp yanına doğru gittim. Nasıl bir çılğınlık yaptığımın farkında değildim . Garip olan hiç pişman değilim . Bu güzellik , bu vahiy , bir tesadüf , bir rastlantı olamaz  .

Yanına gittiğimde  sayıklıyordu ."Sakinleş al şunu iç "dedim .
- " Öncelikle üstüne birşeyler ayarlamamız lazım . Ne yapacaksın bundan sonra ? "
+ " Bilmiyorum Bulgaristan'a gitmem lazım , yani gidebilirim heralde . "
- " Sakin ol , tamam ! Kalıcağın herhangi bir yer var mı orada ? "
+ " Neyin peşindesin sen ? "

Hayatımın en anlamlı ve kendime göre en seksi tebesümünü göstererdiğim ender ifademle ;" Sana her yardım etmeye çalışana böylemisin ?" dedim . Şaşırmış bir yüz ifadesiyle bana bakarak . "Hayır neden yardım ediyorsun " . "Başka şansım mı var " diyerek gülümsedim .
Gülümser ama umursamaz ve yakalansa kurtulucakmış gibi bir ifade ile " Hala anlamadım . Hep böyle misin ? " dedi . İçimde öyle bir heyecan vardı ki konuşmamayı seçebilsem yada zamanı ileri sarabilecek bir gücüm olsa idi kesinlikle bu seçenekleri seçerdim . Ama kendimden beklemediğim bi ukalalık ile ; " Bugün yardımsever bi günümdeyim " dedim.
Bunu kendimi şaşırtan bir özgüvenle söylemiştim .

+Güvenebilirmiyim sana .
-Denemen gerek .
+Gerçekten durumum çok farklı .
-Bir polisi vurabilecek durumu cidden merak ediyorum ama öncelikle gardıroptan sana birşey ayarlayalım . Silahını bırakabilirsin korkma sana yardım edeceğim .

Bakışları bana salakça bi laf ettiğimi düşündürdü . Hem bir insan daha ne kadar paylaşımcı olabilir. Bende gitmek istiyordum peşinden her neyin içinde olursa olsun . Bir katil bile olsa , hatta beni vursa bile  . Belki son günlerim büyük heyecan içerisinde geçer . Aklımdan  beni öldüremeyeceği , boyunun kısalığı , her gün yaptığım boks idmanları ve buna benzer saçma şeyler geçerken katil olduğu gerçeği beynin tam orta yerine kızgın demir gibi çakıldı . Ama korkmuyorum korkmam gerekli miydi acaba . Eski anılarınızı bazen çok saçma hissedersiniz , film izlemişsiniz gibi gelir gözünüze , sanki hareketlerinizi ve kafanızdan geçen düşünceleri siz yapmamışsınız gibi . İşte tam olarak öyle bir anımdaydım ve bunu o an ki zamanda yaşıyordum .Nasıl bi oyunun içindeydim algılayamıyordum . O  ara elime gardırobumdaki en küçük  ay suratlı tişörtümü ve eski bir kız arkadaşımdan kalan eteği ona verdim .

O an da sırtını bana döndüğünde farkettim o üçgen dövmenin tam arkasında kare içine yapılmış bir kız dövmesine de sahipmiş . Tenine baktıkça ... Hislerime güvenmeyi yıllar önce bıraktım . Gerçi bir şey hissetmeyelide yıllar oldu . Cidden şu an düşününce geçmişimin boktanlığını düşünüyorum . Her bi basamakta dizlerime kramp girmiş gibi onları ovuşturmak için bir üst basamağa oturuyormuşum . Basamak çıkmaktan mı sıkıldım ? Hayır kesinlikle ama sanki çıkmak istediğim basamak o değilmiş gibi . Sanki tırmandıkça asıl  varmak istediğim yerden uzaklaşıyormuşum gibi . Nasıl diyeyim başka birşey istemiyorum yada bilmiyorum . Cahilim galiba .  O kadar da olumsuz düşünmeyim kendi hakkımda çok hareketli bir günün ardından , o harekete alışıp diğer günlerin monotonluğuna katlanamıyorum galiba . Yada o hareketlilik arasında kafayı sıyırıp ruhsuz bir psikopata dönüştüm . Öyle bir psikopat ki silah tutana gül verebilecek türde bir psikopat . Ama ne bileyim içimde bir his var bu kız hakkında. Gözümle adamı harcadığını gördüm  ama ben vurmadım dese inanırım . Hissetmeden çok uzun yaşadım .

- " Seni gördüler mi ? "
+ " Ateş bile ettiler . " Bunu hayatımda gördüğüm en güzel alaycı tebessüm ile söyledi bana .
- " Saçını kesmemiz lazım . Şanslısın ki sana bu konuda da yardımcı olabilecek birine sahipsin ."
+" Ne yaptığının farkındamısın ? "
- " Hayatında hiç kimseden iyilik görmedin mi ? "
+" Ben polis öldürdüm yarım saat önce  ."
- " Bi sebebi olmalı . Sürekli adam vuran birine benzemiyorsun . "
+" Bi sebebi var zaten , öldürdüğüm polis bir şerefsiz orospu çocuğunun önde gideni . Erkek kardeşim o kansız piçin avucunun içinde canını verdi . bu kadar kolay ölmeyi hak etmedi o orosbu çocuğu . Ama hayat her zaman adil paylaşılmıyor . İkinci polisi ben vurmadım . bi çatışma başlamıştı zaten ben evinin önünde bekliyordum siren çaldı , silahlar ateşlendi , bi kaç sokak ötemde , o ara kargaşadan yararlanıp oraya gitmeye koyulan polisin yanına gittim kafasına sıktım , sonra hırsımı alamadım bir kaç el daha sıktım, bir orosbu çocuğuna göre çok rahat öldü anında ve ben hiç rahatlamadım .  10 saniye durdum sonra  karşıdan bir polis geldi teslim olacaktım ateş etti bana bende kaçmaya başladım kaçtığım sokakta da çatışma oluyordu bi kaç polis aşağı yönde koşuyordu arkama baktım kimse yoktu bende duvardan yanına atladım . O ölen adamın benimle alakası yok ."

 Yüz ifadesinde en ufak bir kırıtma yoktu . Ya rolüne çok iyi çalışmış yada anlattıkları doğruydu .Yinede yanağından akan yaştan süphe duymak için zorluyordum kendimi , hem aşıktım hem de süphe duymak  için sebep arıyordum ve böyle düşünceler arasında ;

- " O kadar telaşın arasında adını sormayı unuttum ? "
+ " Sevtap "
- " Timuçin "

Sevtap mı ? . Normalde alıngan bir yapım yoktur , mucizelere inanmam zaten . Ama saniyeler içerisinde düştüğüm paranoyaları anlatmaya yetebilecek kadar cümle konuşmaşımdır , çocukluğumdan o zamana kadar . İlk ve aklımda çakılı kalan düşünce kesinlikle ona aşık olduğumu anlamış olmasıydı . İsmi bu olamazdı . Eğer ismi cidden Sevtap ise bunu mucize sayarmıydım . Birden batıl inançları olan biri olup çıkmıştım . İşte o gün neye dönüşecebileğimi kestirdiğim an gelmişti . Yirmi yedi sene boyunca ; ne olabileceğim  , neler yapabileceğim aklımı en çok kurcalayan , cevap veremediğim ve cevabını veremediğim içinse kedimi zincire vurduğum sorunlar olmasına rağmen şimdi gözümde bir şeyler canlanıyordu . Ne olacağını bilmiyordum ama canlanıyordu . Sabahları  Sevtap'ı öperek uyandırabilirdim mesela . Fütürsuzca , tüm çılğınlığımla , deli gibi isteğim bu kadınla yirmi dört saat sevişebilirdim . Çocuklarımızı ortamıza koyup koklayarak uyuyabilir . Beraber tüm uyuşturucuları deneyebilir , onu koklayarak strestimi atabilir , bilinçli kavgalar , beraber şaçma sapan danslar edebilir , kısa kesmek gerekirse hayatın tüm artı ve eksilerini yapabilirdim . Hayatım ilk defa askeri ücretten değerli olmuştu . Tehlikenin farkındaydım  . Bir saat önce tanımadığım bu kadın için herşeyi yapabileceğim gerçeğinin , beni kendimden tiksindirmesi gerekirken , en ufak bir tiksintir hissetmiyordum . İlk defa kendimi bu kadar sevmiştim . Ve bu kadın , bunun kesinlikle farkına varmamalıydı .

Konuşmamız kesilmişti . Bende ortamın büyüsünü dağıtmak için onu banyoya götürdüm . Saçlarını kısaltacaktık . Kulak memesini hiza belirlemiştik . Omzunu sol tarafındaki dövmeden gözümü alamıyordum . İlk defa bir kadın saçı kesmeme rağmen fena bir iş çıkarmamıştım ve karşılığında güzelbir tebesüm almıştım , üstünü nasıl ödeyeceğimi düşündüm . Gittikçe daha tehlikeli şeyler yapacaktım  . Duşa girmişti . Bende bilgisayarımı açıp Bulgaristan rotasını oluşturmaya koyuldum . Edirne üzerinden geçecektik oraya yalnız çözülmesi gereken bir dünya problemin olacağının henüz farkında değildim .





GÜNCELLENECEKTİR !!!