6 Ocak 2020 Pazartesi

Başlangıç -1-

Masmavi bir sabaha uyanmıştım . İçimde telaştan biriktirdiğim anlamsız isteksizlikler o kadar büyümüştü ki , elimden gelse kendimi hiç uyandırmaz açlıktan ölmeye bırakabilirdim . Heh ! elimden hiç bir şey yapamamak bile gelmiyorken ne kadar beceriksiz olduğumu anlatmama gerek yok değil mi . Zaten onu yapacak bir isteğede sahip değilim . İstek değil de yeteneksizim galiba . Başarısız , gereksiz , olmaması gereken ve bunun gibi kelimeleri usta bir ressam eğer insan suretine nakşetmeyi başarırsa gördüğünüz sima benimki olur . " Aslında durum o kadar vahim değil " gibi diyen çok tanıdığım var ama kendi sözlerinin bile parıltısı olmadığını bilen insanlar hepsi . Ama benim için sıkıntı değil cidden . Ben seçtim bu yolu . Ben istedim silinmek , çaba göstermemek . Aslında yenilgiden korkumda beni bu yola itmiş olabilir . Neyse...

Hava o kadar maviydi ki , benim gibi bir insan bile o gün için kötü birşey olmayacağını algıyabilirdi . Apar topar hazırlanıp ayna karşısında tımarımı çektikten sonra pastahanenin yolunu tuttum . Kafamda kollarımı yanına koymaktan hoşnut olduğum sandalyeye oturup çayımın geldiğini düşünüyordum . Sarhoş gibi yürürken duyduğum siren sesi bagırsaklarımı içine patlattıı . Ciyyyuuvv .. Her zaman sakin olan mahallem bir anda kargaşa yerine dönmüştü . Etrafa bakınarak durumu çözmeye çalıştım . Hiç bir belirti yoktu ama 50 m ileriden bir grup insan benim olduğum tarafa doğru koşuyordu .

Paaaatt ! bir silah sesi bi kaç saniye sonra bir başkası . Normalde öyle bir anda silah sesine koşup şansımı denerim diye kurguluyodum hayal dünyamda . Kendimi bi anda Nazan hanımların evinin önünde buldum . 90 ların modası olan kırmızı kiremitli bahçe duvarının arkasında siper almıştım .
Kulağımda çınlama olmasına rağmen gökten zembille yağan mermilerin çıkardığı ince ıslıkları duyabiliyordum . Bir anda Nazan hanımın dolgun göğüsleri geldi aklıma . Onların arasına kafamı hayvanice soktuğumu düşündüm . Bağırışma , koşuşturma ve seri silah sesleri girdiğim halisinasyonun etkisini bozmuştu . Siren sesleri çoğaldı . Kafamı duvara dik bir şekilde uzaklaştırıp yola doğru baktım . İlk defa vurularak yatan birini gördüm . Acaba ölmüşmüydü ? Vücudunda bir parçalanma yoktu ama hiç hareket edicek gibi durmuyordu . Bir kundura sesi duvarın arkasından hızlı bir şekilde bana doğru geliyordu . Duvara iyice yaslandım . Hiç bir şey anlamıyordum . Noluyo du ki ? Hava maviydi ve servisim daha gelmemişti , bense ergenliğimin cırtlak kraliçesi Nazan hanımın bahçesindeydim .

Pat diye gökten birşey indi .

Çocukken kutsal şeylerin gökten indiğini söyleyen bir mahalle hocamız vardı . Benim bu konu hakkında fazla bir bilgim yoktu ama dinleyip anladıklama göre peygamberlere vahiyi cebrail gökten inip öyle sunarmış . Melek kavramını gözümde canlandırırken vücudu parlayan beyaz tenli güzel suratlı kumral sakallı bir erkek belilirdi . Hocam bana cinsiyetini söylememişti ama nurlu tasviri istemeden de olsa ondan almıştım .

İlk gördüğüm şey gökmaviyi delercesine glock tabanca tutan  el Nazan hanımlara doğru süzülüyordu . Sonra önümde sim siyah parlak bir deri yığını .Gözümü kapadım . Ağızımda barut ve yağlı demir kokan yumuşacık bir sıcaklık hissettim . Ele doğru  dönüp hafifçe gözlerimi açtığımda kafamdaki tüm melek tasvirlerini ışık hızında parçalamıştım .

Melekleri nur yüzlü sanırdım !

Kafama doğrultulan bir silah vardı . Şundan eminim ki bu kadar güzel ölmek için hiçbir iyilik yapmamıştım . Bana bakan korkak ama kararlı kahverengiye esin kaynağı olmuş hafif çekik iki göz , kafa kafaya vermiş iki güneşlenen insana yataklık yapan tırtıklı ve ısırıldığında patlayacak gibi duran kalın bir alt dudak , görünmediği halde ağızına sığmadığı belli olan ve sadece ön ikisi hafif gözükmesine rağmen hiç bir kötü tabiri hakedemeyen dişler ve hafif sırıtmada beni içine çekeceği belli olan çukurlar . Aman Allahım aşık olmuştum .

Kalp atışlarımı arkadan gelen koşuşturma seslerine ayak uydurtup ayakta kalmaya çalıştım . Baktığım gözler bana bir şeyler anlatıyordu . Seslerin yakınlaşmasıyla o kahverengiye ilham vermiş renkler kısılmış ve yerini bir ressamın siyah renkle uçuruduğu kılcal fırca darbelerine bırakmıştı . O an gördüğüm şeyleri tasvir edebileceğim mükemmellikte birşeyle hiç karşılaşmamıştım . gözlerinden yaş aktığını görünce hemen sarıldım . Artık biliyorum melekler kesinlikle erkek değildi .

Sesler en doruk noktasına ulaşıp bir anda yavaştan kısılmaya başlamıştı. Siren seslerinde de kısılmalar vardı . Bana can veren o gözler tekrar açıldı ."Saklanmam lazım". kafa sallayıp göz ucuyla sokağa baktım . Nazan hanımların evinin köşesine eğilerek ilerleyip yan bahçeye atladık . oradan mahallenin yukarısına çıktık . saklana saklana ilerledik . Gözleri  yaş içindeydi sanki silah onun değilde benim eliydeydi . Yüzünde şok geçirmiş gibi bir ifade vardı.  "Üstünü çıkarman gerek " dedim . Kafa salladı . Deri ceketini çıkardı . Kalbinin hizasında üçgenin içine çizilen , gözümü ayıramayacağım güzellikte herhangi bir anlam ifade etmeyen çiceğimsi motifler bulunan bir dövmesi vardı . Dikkatle baktığımı farkedince gözlerimi oradan ayırıp "Sana kıyafet ayarlamak gerekiyor  , gel benimle " dedim . Bakışlarımdan ona bi zararım dokunmayacağını anlamış olmalı ki tereddüt etmeden kabul etti .

Aşk suç ortaklığı demek değilmiydi !

Ceketi buruşturup basket topu tutar gibi  avuçladım . Saklana saklana evin yolunu tuttuk . yolda tek kelime dahi konuşmadık . Eve girdiğimizde birden hafif ses çıkararak ağlamaya başlamıştı .Su alıp yanına doğru gittim. Nasıl bir çılğınlık yaptığımın farkında değildim . Garip olan hiç pişman değilim . Bu güzellik , bu vahiy , bir tesadüf , bir rastlantı olamaz  .

Yanına gittiğimde  sayıklıyordu ."Sakinleş al şunu iç "dedim .
- " Öncelikle üstüne birşeyler ayarlamamız lazım . Ne yapacaksın bundan sonra ? "
+ " Bilmiyorum Bulgaristan'a gitmem lazım , yani gidebilirim heralde . "
- " Sakin ol , tamam ! Kalıcağın herhangi bir yer var mı orada ? "
+ " Neyin peşindesin sen ? "

Hayatımın en anlamlı ve kendime göre en seksi tebesümünü göstererdiğim ender ifademle ;" Sana her yardım etmeye çalışana böylemisin ?" dedim . Şaşırmış bir yüz ifadesiyle bana bakarak . "Hayır neden yardım ediyorsun " . "Başka şansım mı var " diyerek gülümsedim .
Gülümser ama umursamaz ve yakalansa kurtulucakmış gibi bir ifade ile " Hala anlamadım . Hep böyle misin ? " dedi . İçimde öyle bir heyecan vardı ki konuşmamayı seçebilsem yada zamanı ileri sarabilecek bir gücüm olsa idi kesinlikle bu seçenekleri seçerdim . Ama kendimden beklemediğim bi ukalalık ile ; " Bugün yardımsever bi günümdeyim " dedim.
Bunu kendimi şaşırtan bir özgüvenle söylemiştim .

+Güvenebilirmiyim sana .
-Denemen gerek .
+Gerçekten durumum çok farklı .
-Bir polisi vurabilecek durumu cidden merak ediyorum ama öncelikle gardıroptan sana birşey ayarlayalım . Silahını bırakabilirsin korkma sana yardım edeceğim .

Bakışları bana salakça bi laf ettiğimi düşündürdü . Hem bir insan daha ne kadar paylaşımcı olabilir. Bende gitmek istiyordum peşinden her neyin içinde olursa olsun . Bir katil bile olsa , hatta beni vursa bile  . Belki son günlerim büyük heyecan içerisinde geçer . Aklımdan  beni öldüremeyeceği , boyunun kısalığı , her gün yaptığım boks idmanları ve buna benzer saçma şeyler geçerken katil olduğu gerçeği beynin tam orta yerine kızgın demir gibi çakıldı . Ama korkmuyorum korkmam gerekli miydi acaba . Eski anılarınızı bazen çok saçma hissedersiniz , film izlemişsiniz gibi gelir gözünüze , sanki hareketlerinizi ve kafanızdan geçen düşünceleri siz yapmamışsınız gibi . İşte tam olarak öyle bir anımdaydım ve bunu o an ki zamanda yaşıyordum .Nasıl bi oyunun içindeydim algılayamıyordum . O  ara elime gardırobumdaki en küçük  ay suratlı tişörtümü ve eski bir kız arkadaşımdan kalan eteği ona verdim .

O an da sırtını bana döndüğünde farkettim o üçgen dövmenin tam arkasında kare içine yapılmış bir kız dövmesine de sahipmiş . Tenine baktıkça ... Hislerime güvenmeyi yıllar önce bıraktım . Gerçi bir şey hissetmeyelide yıllar oldu . Cidden şu an düşününce geçmişimin boktanlığını düşünüyorum . Her bi basamakta dizlerime kramp girmiş gibi onları ovuşturmak için bir üst basamağa oturuyormuşum . Basamak çıkmaktan mı sıkıldım ? Hayır kesinlikle ama sanki çıkmak istediğim basamak o değilmiş gibi . Sanki tırmandıkça asıl  varmak istediğim yerden uzaklaşıyormuşum gibi . Nasıl diyeyim başka birşey istemiyorum yada bilmiyorum . Cahilim galiba .  O kadar da olumsuz düşünmeyim kendi hakkımda çok hareketli bir günün ardından , o harekete alışıp diğer günlerin monotonluğuna katlanamıyorum galiba . Yada o hareketlilik arasında kafayı sıyırıp ruhsuz bir psikopata dönüştüm . Öyle bir psikopat ki silah tutana gül verebilecek türde bir psikopat . Ama ne bileyim içimde bir his var bu kız hakkında. Gözümle adamı harcadığını gördüm  ama ben vurmadım dese inanırım . Hissetmeden çok uzun yaşadım .

- " Seni gördüler mi ? "
+ " Ateş bile ettiler . " Bunu hayatımda gördüğüm en güzel alaycı tebessüm ile söyledi bana .
- " Saçını kesmemiz lazım . Şanslısın ki sana bu konuda da yardımcı olabilecek birine sahipsin ."
+" Ne yaptığının farkındamısın ? "
- " Hayatında hiç kimseden iyilik görmedin mi ? "
+" Ben polis öldürdüm yarım saat önce  ."
- " Bi sebebi olmalı . Sürekli adam vuran birine benzemiyorsun . "
+" Bi sebebi var zaten , öldürdüğüm polis bir şerefsiz orospu çocuğunun önde gideni . Erkek kardeşim o kansız piçin avucunun içinde canını verdi . bu kadar kolay ölmeyi hak etmedi o orosbu çocuğu . Ama hayat her zaman adil paylaşılmıyor . İkinci polisi ben vurmadım . bi çatışma başlamıştı zaten ben evinin önünde bekliyordum siren çaldı , silahlar ateşlendi , bi kaç sokak ötemde , o ara kargaşadan yararlanıp oraya gitmeye koyulan polisin yanına gittim kafasına sıktım , sonra hırsımı alamadım bir kaç el daha sıktım, bir orosbu çocuğuna göre çok rahat öldü anında ve ben hiç rahatlamadım .  10 saniye durdum sonra  karşıdan bir polis geldi teslim olacaktım ateş etti bana bende kaçmaya başladım kaçtığım sokakta da çatışma oluyordu bi kaç polis aşağı yönde koşuyordu arkama baktım kimse yoktu bende duvardan yanına atladım . O ölen adamın benimle alakası yok ."

 Yüz ifadesinde en ufak bir kırıtma yoktu . Ya rolüne çok iyi çalışmış yada anlattıkları doğruydu .Yinede yanağından akan yaştan süphe duymak için zorluyordum kendimi , hem aşıktım hem de süphe duymak  için sebep arıyordum ve böyle düşünceler arasında ;

- " O kadar telaşın arasında adını sormayı unuttum ? "
+ " Sevtap "
- " Timuçin "

Sevtap mı ? . Normalde alıngan bir yapım yoktur , mucizelere inanmam zaten . Ama saniyeler içerisinde düştüğüm paranoyaları anlatmaya yetebilecek kadar cümle konuşmaşımdır , çocukluğumdan o zamana kadar . İlk ve aklımda çakılı kalan düşünce kesinlikle ona aşık olduğumu anlamış olmasıydı . İsmi bu olamazdı . Eğer ismi cidden Sevtap ise bunu mucize sayarmıydım . Birden batıl inançları olan biri olup çıkmıştım . İşte o gün neye dönüşecebileğimi kestirdiğim an gelmişti . Yirmi yedi sene boyunca ; ne olabileceğim  , neler yapabileceğim aklımı en çok kurcalayan , cevap veremediğim ve cevabını veremediğim içinse kedimi zincire vurduğum sorunlar olmasına rağmen şimdi gözümde bir şeyler canlanıyordu . Ne olacağını bilmiyordum ama canlanıyordu . Sabahları  Sevtap'ı öperek uyandırabilirdim mesela . Fütürsuzca , tüm çılğınlığımla , deli gibi isteğim bu kadınla yirmi dört saat sevişebilirdim . Çocuklarımızı ortamıza koyup koklayarak uyuyabilir . Beraber tüm uyuşturucuları deneyebilir , onu koklayarak strestimi atabilir , bilinçli kavgalar , beraber şaçma sapan danslar edebilir , kısa kesmek gerekirse hayatın tüm artı ve eksilerini yapabilirdim . Hayatım ilk defa askeri ücretten değerli olmuştu . Tehlikenin farkındaydım  . Bir saat önce tanımadığım bu kadın için herşeyi yapabileceğim gerçeğinin , beni kendimden tiksindirmesi gerekirken , en ufak bir tiksintir hissetmiyordum . İlk defa kendimi bu kadar sevmiştim . Ve bu kadın , bunun kesinlikle farkına varmamalıydı .

Konuşmamız kesilmişti . Bende ortamın büyüsünü dağıtmak için onu banyoya götürdüm . Saçlarını kısaltacaktık . Kulak memesini hiza belirlemiştik . Omzunu sol tarafındaki dövmeden gözümü alamıyordum . İlk defa bir kadın saçı kesmeme rağmen fena bir iş çıkarmamıştım ve karşılığında güzelbir tebesüm almıştım , üstünü nasıl ödeyeceğimi düşündüm . Gittikçe daha tehlikeli şeyler yapacaktım  . Duşa girmişti . Bende bilgisayarımı açıp Bulgaristan rotasını oluşturmaya koyuldum . Edirne üzerinden geçecektik oraya yalnız çözülmesi gereken bir dünya problemin olacağının henüz farkında değildim .





GÜNCELLENECEKTİR !!!






28 Ekim 2019 Pazartesi

Sınır Kapı

Dile gelmiş düşlerin acısına yenilmiş bir kaplumbağa
Çıkıyor kabuğundan
Aynası kopuk ,
Yüreği ürkek ,
Aklı karışmış besbelli
İçiyor yarınlarına ve
Yaşıyor dünü umarsızlığın sınır kapısında .
Kaçırdığı bugünü tutsak etmiş kendine
Kader diye kendini avuttuğu yalanlarının bulunuyor tam ortasında .

Ellerine ,
Bel bağlamış kazıyor alemlerinin en derinlerine
Yoldaş sincabına bir ümit yada kaçacak bir delik .
Belki tuzak
Farkına varmadığı alnındaki çizgi gibi gerik .

Pusmuş atan kalbi kendi kabuğunun ortasında
Aklı ise olmamış hayallerin peşi sıra voltasında .
Gülümsüyor geçmişe , bağırıyor korkusuna .
Yakalanmak iradesiyle asli ,
Hayat adımlarına  hevesli  ,
Tümörlü yardım gereken, bir iyilik bankasına

İstemiyor bugünü
Koymuş kafasına bir rulet
Eli tetikte , horoz toprağa yamuk  ,
Yalancı diyor gaibe
Yalan diyor
Horozu düzeltip tekrar secde ettiriyor
Basıyor tetiğe
Kaçıyor kabuğuna
Dalıyor yarınların uyuşturan avuntusuna .

21 Ekim 2019 Pazartesi

Esmer Kız

Güzel bir yerdeyim ,
İki tarafından da güneş vuran bir evde 
Yalnızlık sancılarımı kırbaçladığım dumanlar ,
Bana öğretti beni,
Yada unutturdu ,
Beklentilerimi silen her bir umut ,
Geç kalmışlığı öğretti sınırsız alemime ,
Keşfettirdi bana ben ,
Esmer kız !

Dilimden çıkan her delici alet yanlış karargahlara saplandı .
Patladı beynimin içi .
Bekaretini dağıtmak için sabırsızlanan 
Dans pistinde hap atmış bir genç kadın gibi .
Dibe vurma gerçeğimdi .
Düşlerim ölüme vurgun yemiş yüreğinden .
Hatalı bir kod saklanmış derinlerine .
Bilekler dalmış kıpkırmızı bir boya içine .
Ama yelkovan sana takılı , takılı kalmış .
Zamanım geçmiyor 
Ve yok başka yolum .
Esmer kız !

Ne güzel bakışırsın aleme .
Sana sahip olmak isteyen cümle aleme .
Aynı kutuptanız  düşlerimin kuruntusu .
İtişmişiz işte 
İçişmişiz 
Dondurucudan yeni çıkarttım .
Hisset bak bi dene içinde .
Hayata artı bi anlam sende 
Esmer kız !

16 Ekim 2019 Çarşamba

Veda-im Dünya

Gelen güzel para haberi .
Bozmak , alıştığın kötü kuruntuları
Başarmak ummadığın şeyleri .
Yeniden denemek insan edinmeyi

Yapamam dediklerimi yaptığın ilk saniye
Zamanı veya ileri akıtmak çakrası tıkanmış bir gölü
Geri baktığında geriye atabildiğini farketmek
Çıkar beklemeden güneş eşliğinde büyümek

Günün kafa bulandıran ilk dumanı

Sigarayı son kez boşamak
Kasvetli yumruğu hakedene tekrar atmak
Artık bir kavgada istememek yıkılmak
Boş umudunun farkında olup tekrardan sarılmak ona
Yalancı bedenleri doyumsuzca öpmek
Sahte aşk açıklığıyla ,
Kabullenmek kötülüğü ,
Hiç olmamışçasına bir dolunun oluşturduğu ,
Üstünde arabaların sürüklendiği bir sel gibi ,
Pis bir şehir gibi  ,
Temizlenmek



3 Ekim 2019 Perşembe

Raptiye Kelimeler

Raslantılı eser ve büyük burç
Kalbinde yangın tutuşturan bir anahtar  
Kilidi göğüsümün üstüne uydurdum 
Kapalı kapıları içime sakladım 
Hiç açılmamak üzere 
Bu yüzden kayboluşum .
Her nefes aldığımda geç kalmışlığın boğuk hissiyatı .
Yada anlam bulmuşken anlamsızlaşması yaşamın 
Nedir sorun iki çift laf mı?
Yoksa geçmişsizliğin vermiş olduğu soysuzluk mu ?
Nedir bu kalbimi sarsan ?
İki  çöp şişin delik açması mı ?
Nedir bu ümitsizlik ?
İki yalana inanıp herşeye şüpheyle yaklaşmak mı ?
İlk buhranın mı bu hevesli bir şekilde saklamaya çalıştığın ?
Olmayan çizgilerine anlam yüklemekten mi ibaret hayatın .
Daha büyük sillelerden korkun mu bu çekingenlik hissin .
Ne kadar saklanacaksın göbeğinin ortasında .
Ne kadar daha yakacaksın kendini göz yaşlarından ince kibritlerle 

Değer mi yaşamın düşünmeye 
Vaktin mi çok?
Ölmüyecekmisin?
Kaç vücudun içinde kaybedeceksin aklını toparlamadan 
Ne kadar erteleyeceksin daha göstermediğin sabrını ?
Kime neden sınatıyorsun aklını  ?
Uçurmak limitinin hangi sapkınlığında dur diyeceğini zannedip kandıracaksın hislerini 
Ve ne zaman hissizleşip merakına baskı düğümleyeceksin 
Ne zaman düzelteceksin boktan sanşını ve adım atacaksın karanlığa !
Daha ne zaman yaş akıtacaksın bi kadının kollarında ?
Veya çığlığına ses beğenip duyuracak mısın dünyaya ?
Hayaline perde ,
Ne zaman ?

Durup burkulan hidraforuna sabit bir şekil verme ihtiyacın yok .
Ya kaybolacaksın yada evrilecek .
Belki şu sen değilsin !
Aklına geldi mi ?
Olmadığın olmadı mı ?
Canına tak başına pak ,  bi işe yaradı mı ?
Geriye kalanın kaybettiğinden küçük  mü ?
Sorgularının büyüklüğü vazgeçtiklerinin eseri mi ?

İnsanlar yalancı .
Aynı sen gibi 
Ama sen gibi de değil 
Canını yakan bu adiliği daha da umursama .
Sözünü tutmayan yobazlara kin besle .
Hak ettiklerini ver onlara 
Ah tut , dua etme .
Boşver batsın .
Yada ne biliyim iyiyim diye gezme .
Ete dokunur ilişkilerinin inme derinlerine  .
Bilme insanların sahtekarlığını .
Bırak eğlen sende .
Kaç kadeh daha kapatacak fosfor odalarını .
Açık olma yada 
Patla ! kır çeneni ve dans et uydularınla 
Koklama onları yada hafif ısırıklarından tattırma haz duyularına .
İlgine muhtaç hayvanlarına yatırım yap 
Hayat ver onlara , bırak özgür .
Yalan söyle insanlara ve kandır onları sahteliğin diyarında 
İhtiyaç duydukları buhranlarında
Tohum ek topraklarına .
Ve selam gönder minik ukala  
Münhasır bilginliğinden geçmiş yaşamlarına .





27 Eylül 2019 Cuma

Platonik

Ben
Ölmediğini düşündüğüm duygularımı bitirmiş ,
Sevmediğim kadınları sevmiş ,
Hayalimdeki yalanları da kendime yedirmiş,
Gördüğüm yalanları da yalanlamış ,
Kendine olan saygısını biraz kaybetmiş ,
Yanlış zamanda , yanlış yerde olan
Mutasyona uğramış bir ilk çağ primatıyım  .

Peşimi bırakıp da beni rahata erdirememiş umudum ,
Hep yanlış yerlere götürdü bedenimi
Aklım zaten burada değil .
Çatışmalarım ve umursamalarım hep kafamın içinde .
İstekleri sadece diline işlemiş
Kafası koparılmış , hangi parçası olduğunu bulmaya çalışan
Bipolar ve hala karamsar olamamış bir solucan .

Sıkkınlığım bu dünyaya değil ,
Sıkkında değilim hatta
Yüzyıl aynı şekilde yaşarım
Yeterki kafamı uçurayım 
Söylesene benim tebessüm suratlı ayım 
Sana ne denli bu kadar dert yanıyorum
Nasıl başarıyorum bunu .
Böyle mi hissetmek istiyorum ?
Yoksa paranoyaklığım çağ mı atladı ?
Verdiğin her fikri nasihatin sanıyorum .
Arada sınıyorsun aklımı dimi .
Ben aklımı uçurmuşum kadim dostum .
Kabullenememişim yaptığım falsoları ,
Cam kırıklarını , üstünde yuvarlanarak ,
Vücuduma batıra batıra temizlemişim .
Algımız kirli galiba ,
Yada yeteri kadar çitileyememişim kalbimi .
Dürüstlüğümü kapanarak göstermeye çalışmış da olabilirim .

Perde arkasına attığım benliğimi artık durduramıyor gibiyim .
Senle de artık eskisi gibi bakışamıyoruz .
Gözleri görmeyen bir köstebeğe dönüştüm .
Bir şarap alırmısın bana ?
Günahlar işleyerek günah çıkartalım .
Eski beni anlatsana bana  .
Tuttuğunu koparan heyecanımı anlat gözlerinden .
Kendimi dinlemek istiyorum .
Yada yapabiliyorsak biraz da ben yerine geçip oradan bakayım kendime .

Etrafındaki karanlığı sevmeye başladığım zamanı hatırladım
Hiç bir insan bana öyle bakamaz galiba  
Bende bakmasını istemem açıkçası 
Ama biliyosun azacık kafa dağıtıyorum .
Hem sana ihanet etmedim ki 
Farklı varlıklarız biz .
Birleşmemiz imkansız .
Sarılmaya ne uzvum nede gücüm yeter sana .
Galiba bu yüzden sevdim seni 
Hem benden çok güçlü ,
Hemde imkansızımsın .
Ve dudaklarımdan kelime dökülmeden bakışınla beni anlayıp ,
Bana güç veren bir şeysin
Seni sevmişim ben , sence korkarmıyım insanlardan .
Korkmadığımı biliyorsun ama aşırı duyarlıyım galiba 
Birikimim var ama çizgim yok .
Ve maalesef nefsi ihtiyaçlar .
Sence bana yeter mi ki bir asır ,
Yaşlandığını göremedikten sonra .
Hem neden hepimizi koruyosun ki ?
Çoğumuz korunmaya değersiz değilmiyiz .
Akıl ötesi olmayıp da bu kadar merhametli olman ,
Sanırım bu yüzden sana tutkunum .
Sana danışan herkese aynısın 
Keşke çarpışabilsek .
Suratını okşayarak atlatabilsem asırları .
Veya senin kadar merhametli olmaya çalışmasam .

Kalbimi de çeksene kendine .
Aşk denilen illetle sevdirsen kendini bana
Bir kalıba sokulamayan bu duygu beni dünyadan uzaklaştırıyo.
Bu duyguyu aşk ile kıyaslama hastalığını da bırakmalıyım .
Sana dokunamam ,
Seni öpemem ,
Ve senle birleşemem .
Ama sende rahatlıyorum .
Çaldığın enstrümanlar huzur dolduruyo kalbime .
Hiç bi kadın bunu senden iyi başaramaz .
Bu yüzden bıkkınlığım 
Basit duygular istemiyorum .
Anlıyorum artık .
Suratının bu dünya üzerindeki yansımasını istiyorum .
Aydınlığı senin gibi olmalı .
Merhameti , güzelliği , becerisi , gücü ve nadirliği .
Işık tut bana yolumu göster sadece .
Ama yanıltma ve bana onu dinletme .
Uydurtma onun kurallarına .
Kalbime azacık güç ver .
Dilime dürüstlük .
Aklıma ise azgınlık .

Yanılsamalarımı çoğaltan bir ışığa düşman kesilmem  .
Bana hak ettiğim bir güç ver .
Hak ettiğim bir esinti 
Hak ettiğim bir çıkış  
Kuvvetini .
Ağzıma bir burbon tadı .
Ve içine gönderdiğim duygularımı .

Bana serinliğini ver dostum .
Beyazını ...

24 Eylül 2019 Salı

Geceye Bir Vokal

Aklımdan boktan esintiler geçmekte
Ve saat kaç bilmiyorum
Sadece can çekişmeleri
Olmayan öfkeye sırt vermişim .
Biliyorum .
Başka ne yapabilirim
Hangi kurduğum hayale devam edeyim .
Veya bugün neresinden başlatsam .
Sonu gelecek mi ?
Yaşamdan bağımsız sürüyle yaşam .
Çok özgür olmalıyım
Yada bu denli özgürlük yasaklanmalı .
Belki o zaman zevk alırım düşlerden .
Yada yatmak için daha az içerim .
Kim ben mi ?
Bel bağlamak mı ?
Kolaya kaçıyorum sadece .
Yada kendimden saklanıyorum .
Fırsatını bulduğumda sıkıştırıp nefret aşılarım kendime .
Yeter , senden bahsedelim .
Sıkıldığım hangi suratsın ?
Güleç , ağlak , somurtgan ...
Hangisi ?
Ne tamamlıyor mesela seni ?
Yada insan tamamlanan bir şey midir bunu konuşalım .
Hislerimiz sıvı yada katı mı ?
O bardağın içinde ne var?

Başının belirsiz olduğu yaşamlardan birinde beni vurmuştun .
Tabiki yanlışlıkla .
Koruyacaktın aslında
Bazen diyorum burası mı çok sıkıcı
Sonra nasıl başarabildiğimi anlamadığım vukuatlerim geliyor başıma
O zaman gülüyorum bişeyler yapmışım diyorum ama
Geçmiş hep aynı zaman dilimi .
Tüm yaşadıklarımı 5 10 saniyede bitirebiliyorum .
Ve o olanlar olmamış gibide olabilir diyorum .
Gene mi anlamsızlaştım  .
An diyorum , şu an
Sözlü ispat olmasada tek gerçek  .
Çok düşününce gerçekte anlamını yitiriyo gerçi .
Benim gerçeğim farklı belki .
Düşünmenin bi önemi yok mu ?
Pardon benim ki düşünmek değil umursamama .
Umursamıyorum yılgınlığımı ..
Bir nehir akıntısı gibi geçiyor günlerim ve ben
Hiç bir anı hatırlamıyorum .
Ama biliyorum .

Ayrıca biliyorum ki bir gün denize ulaşacağım .
Belki bir gece olur .
Belki değil de olacaksa gece olsun .
Gece ulaşayım hedefime , ay ışığının altında
Sardığım cigaramdan içerken ,
Ve içimi ısıtan o düşünceler eşliğinde .

Arada bi aklıma takılıyor , ya sonunda deniz yoksa diye .
O zaman karamsarlaşıyorum işte
Hani kalbime neşter vuruyolar sanki .
Boşunaymış gibi geliyo herşey !
Sonra bi vakit tekrardan düşünüyorum
Bu seferde ağzımdan boşuna  kelimesi çıkıyor .
Bu sefer ise taş gibi oluyor kalbim !
Değil neşter bombalar bile zarar veremezmiş gibi oluyor .
Bu fikirden sonrada utanıyorum kendimden .
Acı daha çekici geliyor .
Hissizleşmek bi hastalık
Bir çaresizlik
İnsan acıyı bile özlüyor .
Ben ise kendime kırbaç vuruyorum ki
Artık oda ....

El nasıl nasırlaşıyor biliyor musun ?
Eline zarar veren birşeyi çok eline alırsan belli bir süre sonra zarar vermiyor .
Elin güçleniyor bi süre sonra ama
Bi bakmışşın görüntüsü tam ters yön yol almış.
Düşün bi ileriyi elinde ne kalmış .
Nasırda geçer .
Fasılda .
Hatta zamanda .

Bazen tutmak istersin zamanı ,
Başka bi zaman sel gibi aksın .
Bazı zamanda çok umrunda değildir açıkçası .
Ben rotamı buldum .
Hep ileri .
Ama ileri neresi açıkçası bir pusulaya sahip olmadan bilemeyeceğim .
O yüzden galiba geceyi seviyorum .
Herşeyi belli yıldızlardan .
Hem herşey gece yapılmaz mı ?
Gece daha zevkli sevişilir mesela .
Bir şiir gece yazılır .
En şehvetli sohbetler gece yapılır .
İnsan kendisiyle gece baş başa kalır .
Gece diyodum .
Gece diyorum .
Gözlerinin tam ortasında .
Ben ise yıldızlara bakarak yönüm istikamet voltasında .

Derin bir sıkkınlığın var gibi  gel otur .
Bi sigara ,
Bi sigara daha ,
Şeytan müzikten iyi anlıyor olmalı .
Yada kapalı kapılar ardından , açık oyunlar oynayan insanlara küfür edemeyişimizi farketti .
Yada bir öfkeydi .
Bir çığlık .
Boş ver sen .
Geçen yüzün solmuştu  .
Umarım iyisindir .
O kadar özleştirmişim ki seni .
Sanki sana burada vücut bulmuş gibi .
Küçük kaçamaklarımın boktan tesadüfi eserisin .
Ama sen sensin .
Bende kapalı bir kutunun üzerindeki bir kaplama kağıdı .
İçeride ne var inan ki bilmiyorum  .
İnsan , insan olmayı seçer mi ?
Sen şeçermiydin ?
Küçük bir kuş olarak düşlerim kendimi bazı sıra ,.
Her yerden geçebilecek,
Hızlı ,
Atik
Ve şirin

Sanırım geriye bişey kalmadı .
Burdan gitmem gerek .
Anlamsızlığın içinde kaybolmazsın korkma !
Genede bi sebep bulur akarsın denize .

Tarafıma geçiyorum .
Bir yudum daha .
Bir cigara ...