11 Nisan 2015 Cumartesi

Merdiven

Hayal kırıkları yaşamak hayatın klasik bir rutini haline geldiği zamanları hiç geçirdin mi ?  Durmadan acıklı sarkıları dinleme isteği sarar ya hani durduramazsın kendini . He bi de bitmek bilmeyen bir özlemin vardır. Bitmez anasını satiyim gittikçe daha az vurur ama kuvvetlenir ya kodumun hissiyatı...

Bitmez bitmez bitmez bitmezz..

Sitemlerin bitmez.
Sinirlerin bitmez.
Şansızlığın bitmez.
Tam nefes aldığını sanarsın  ama oda sadace sanmakla kalır.
Odan o kadar dağınık olur ki en titiz insan toplamaya üşenir .Herşeyini salarsın aynaya bakmaz olursun . Hiç birşeyi umursayamazsın ve derin bir boşluğa düşersin "çıkacağım" ümidi sarar içini ve ardından devam eden kötü olaylar silsilesinden dolayı o da kaybolur . Kendini kaybedersin . Göz kapaklarındaki çapaklar gözüne değilde bogazının ortasındaki oynak kemiğin tam orta yerine batar . O kemik kaşınır ,kaşırsın acısı geçsin diye ama o kaşınan yeri hiç bir zaman tutturamazsın . Her nefes aldıkça batar . Arada bir aynaya bakar sırıtır 10 dk sonra o aynaya küfrederek ağlamaya çalışırsın . Sesini duycaklar diye utanır sifonu çekersin .Ağlayamayan gözlerinden bir damla yaş düşsün diye kasarsın kendini o kadar çok kasarsın ki miden kaldıramaz kusarsın . Patlarsın ! sebepsiz yere bağırırsın başkalarının anlamsız ve korkak bakışlarını görünce sesin içine kaçar . En ufak şeye hiddetlenir tepki gösterirsin .
Başlarda zorla uyursun sonra en ufak bir boşlukda uykuya dalarsın.. İşte o uyku senin tek çıkar yolun olur ya.. Uyandıktan sonra süren 10 15 sanniye süren mutlugu yaşayabilmek için parçalara bölersin onu ya . Aynı kendin gibi..

Çıkan savaşlardan bile kendini sorumlu tutarsın . Sırf muhabbet etsin diye birazcık sana şevkat göstersin diye yaşlı kodamanların yanına oturup halini hatrını soraarsın. İnsanlarla muhabbeti unutursun .. Topluluktan ayrıldıktan sonra ne yaptım lan ben dersin . Kendinin en üyük düşmanı olursun ..

Zamanı tesbih gibi çekersin .Güvercin olup bulutların arasından geçmek deli taylar gibi koşmak istersin ...

Aşık olmak istersin . Olamazsın . Bu sefer buna oldum dersin , olmaz ! Harbiden olabileceğin biri çıkar bu seferde korkarsın . Arradada o gelir aklına  onada üzülürsün , korkakça davrandığın için küfürler saçarsın kendine ..

Birilerine anlatırsın zaman derler üzülmüş gibi yaparlar , hissedersin sinirlenir daha çok üzülürsün ! Başkalarında aynı durum olur dinlersin ozların üzüntüsüyle senin üzüntün birleşir daha çok üzülürsün ..
Sonra biri derki daha kötü şeyler var ..Kendinden utanırsın niye üzülüyom diye daha garip duygu olur içinde ağacı yıkacak gücü olupda güçsüz kalman yıkar seni ..

İşin kötü tarafı bunlar yetmezmişsin gibi  her gece içinden şükredersin bütün bunları hak ettiğini düşünürsün .Yaradanın önüne çıkardığı rampanın biteceğini düşünürsün . Sonra birden aklına daha kötü olacak şeyler gelir dişlerini sıkarsın kırarcasına .

Bazen öleceğin anın geldiğini sanarsın geldiğini sanarsın önce biraz korkarsın sonra gözlerin açılır  hem korkar hem sevinirsin . Bi tebesümle beklersin biraz sonra yanıldığını anlar ve boynunu ciğerlerine kadar sıkarsın .

Beynini uyuşturasın gelir uyşturursun sonra pişman olursun tövbelere sarılırsın içtenlikle yapmak istemeyerek ama tekrarlayacagını bilerek .

Zamanı kafanda geriye atarsın tekrar yaşarsın o anları ilklerin gelir aklına tebessüm gösterirsin.

Bazen iyiki ben yaşıyorum bunları dersin , çünkü kafanda bunları kaldırabildiğin gelir biraz daha düşündükten sonra çöktüğün anlar gelir kaldıramadığını anlarsın kendine söylemeden kafadaki konuyu dağıtmaya çalışırsın. Vasıfsız hissedersin kendini.

Sonra anlarsın acının ölçüsünü.. Acının ölçüsünün olmadığını her acı acıdır .

Ve tekrar şükredersin .Boşluğunda dolanıp kalırsın..çıkar iner çıkar inersin..

15 Ocak 2015 Perşembe

Limitsizce

Sozsuz olsak ya ,
Sonsuzu kavrayabilip sonsuzun kendisi olabilsek ;
Herşeyin anahtarını elimizde tutabilsek ..

Tüm çocukluk simalarını sevebilsem ,
Tüm herşeyini aynı sonsuzlukta sevsem .
Sıkıldıgımda tutundugum tek dalım olsan .
Sevda türevini hergün yeniden ögretsen bana,
Sonsuz ıslaklıkta yağmurların altında korkusuzca kalabilsek ya,
Seni seviyorum derken ki o heyecanım içimden hiç düşmese ya .

Sıkılmadan ,
Aç kalmadan ,
Harman vurmadan aylarca sarılı kalabilsek ya .
Dünyamızın içini  sıcacık ısımızla ısıtabilsek.,
Birbirimizden başka hiç bir şey görmesek ,
Herkesten yalnızlaşabilsek,
Her kötü şeyden sonra birbirimize bakıp kahkahalara bogulsak .
Her heyecanı  beraber tadabilsek
Sana  "sonsuz" derecede güvenebilsem ya ...

Bir elimde ağır bir balta olsa ,
Diğerinde  kalın bir kalkan ,
Ve onları kaldırabilecek kalınlıkta kollarım
Şaçlarının bekçisi olsam ya,
Onlara zarar veren herşeyle şavaşsam..
Sabahları onları beslesem tek tek ,
Öperek
Severek
İç ısımla ..
Akşamları dudaklarında yatsam  ,
Aralarına girdiğim gibi uykuya dalsam ya ,
Rüya görmeme gerek kalmadan ..

Tüm çirkinliklerimizi göstersek ya birbirimize ,
Pis pis gülerek .
Oyuncak gibi oynasak ya birbirimizle ...
Hergün sevgimiz bir adım öteye gitse
Sonsuzlugun sonsuzluguna,
Göz göze hasret kalsak ya birbirimize
Tüm sevinçlerimiz olsak ya
Kahkaha yerine her an tebessüm göstersek heyecanla ,
Ve bundan hiç sıkılmasak ya.
Herşeyimizle  birbirimize güvenebilsek.....

Çıtı pıtı çocuklarımız olsa ,
Her birine baktıgımda seni anımsasam,
Aynı anda sevsek onları ,
Sevgi çemberinde bogulsak .
Bu dünyanın merkezi olsak ya
Tüm dünyayı kendimize çevirsek ,
Ama bizi hiç bulamasalar..

Kokunu unutmasam ama hep  farkedebilsem ya ..


Her yaşını sevsem ,
Sen olsam ,
Seni senden kıskansam .
Orta çağda seni koruyan kaslı bir kolcu kuvveti ,
Rönesansta romeon olsam..

Uyumadan sevsem ya seni ,
Kollarımdan bırakamasam ,
Bitmeyen şiirim olsan ya ...

Sonsuz.olsak ya !
Sonsuzu kavrayabilipte sonsuz olsak !
Sonsuz olsak ...
Sonsuz  !
Olsak ya !

25 Aralık 2014 Perşembe

E=mc²

Hooop!
Maraba miniksarmal döngülü sey ,veya şeyler neyse işte ondan . Bu gün çok  ayrı bi kafada başlayacagım 5 saatlik süper bi ara uykusundan sonra nükleer bir biçimde yazacagım ..
Heralde yazarım ya ..

Bu günü saygıdeğer insan Einstein amcama adadım , o bu dünyanın  umut adamı , altın çiçeği ve kanatsız kelebeğidir.

Nedense hep onu düşündüğümde aklıma  şu poz gelir




Hacit onun hayatından ,sevdiklerinden , zekasından bahsetmeyeceğim ..

Sadece basit bir formül emin ol ki sende seveceksin 

E=mc²

Nedir bu formül neyin peşinde Albert amca nasıl bulmuş , niye bulmuş vs. ?
Bu förmül basitçe enerji kütle ilişki formülü de amaç bunların arasındaki ilişki değil . Albert amca olaya bu kadar basit bakamaz dimi ..
Dilini yeddiiiim :P
Ama atom bomsının bulunmasına sebep olan förmül bu ... O kötü sahışlara en içten dileklerimizle küfürlere bogalım . Kemikleri kırılsın  küfürü bile hak etmeyen nefes almış şeylerin.

Hacit bi anda moral çöktü şerefsizlerin yüzünden  .. Ama Albert amcanın suçu yok rahat uyu dilini sevdiğim :)
Bu förmül kısaca dogaki herşeyin enerji olduğunu söyluyo  .. Her şeyin her şey .

HERRR..



ŞEY

Yani aslında kütle mütle hikaye olay enerjiden ibare ..

Aslında bu förmülü fizik adına yaptığıda aşikar bize böyle öğretiyolar .. Albert amca hareketli biriydi , dur durağı yoktu  rahmetlinin ve hep bi arayış içindeydi yani çok enrjik bir insandı . Dİğer  bilim adamları gibi sosyopat falan değildi . Keyifli bir yaşam sahibidir kendisi ve asla pes etmez .. Bu yanı takdire şayandır  .Hayvanları özellikle köpekleri çok severdi . Hatta Elsa yengemiz bir konuşmasında söyle demişti .
"onun köpeklerle çok sıradışı bir ilişkisi var onu çok iyi dinliyolar hatta Albert bazen kulaklarına bir şeyler fısıldıyor ve kopekler mimiklerini değiştiriyor"

Ama sevgisi sadece köpeklerle sınırlı değildi . eşlerini ve çocuklarınıda aşırı severdi .. İyi bir aile hayatıyla bilinir.

Rahat ve soguk kanlı konuşması onun en büyük avantajıydı  onu sevmeyen insanların sayısı bir parmagı geçmez niteliktedir .O da insan ilişkilerine çok önem verirdi. İyi nasihatlar ve babacan tavırlarıyla tam bir  hayat koçuydu. İnsanları çok iyi gaza getirir özgüven doldurması yapardı ..
Hepp gülerdiii...

Bİr gün kendi kendine düşündü ve bi kilit noktası olması lazım dedi  .

Kilit noktası  !

Her şeyin ortak özelliği fani evrende bir kilit noktası hisler ile madde arasında bir ortak özellik aradı !
düşüncelerini bilimsel çalışmaya döktü , amacı insanlara daha mutlu ve güzel yaşam sunabilmekti ..Albert amca asla insanların işlerini kolaylaştırmak  için ugraşmadı çünkim kolay şeyler insanı sıkıcılığa sürer ve fazla mutluluk vermezdi ...

İlk çalışmalarında tüm herşeyin hisleri oldugunu düşündü.. Çünkü herşey mükemmel bir uyum içindeydi  . Ve aynı zamanda karmasıktı , aynı insanlar gibi  bunun üzerinde yürüdü ...
Atomları bir grup insan kavimi gibi gördü savasılar insan kaybediyolar taraf degistiriyolar birleşiyorlar  vb.
yalnız sıkıntı bu atom ve bileşiklerin insan sayısını olmek için tabir gerekiyodu sonuçta atom altı parcacıkları oldugu biliniyodu ama bunlar kanıtlanamamıstı teknoloji o kadar ileri değildi ... Albert amca bu olaya cok basit bi yöntem buldu bileşiklerin kütlesini alacaktı bu onları buyuklugunu gosteriyordu .. Yani hangi kavim ne kadar hesabı .

Yalnız olay bu kadar basit olamazdı  bir şey daha lazımdı ..

 Albert amca çok düşündü..

Ve bir gün Milevayı gördü .. Onun ilk eşi daha tanışmamışlardı . Albert amca tabiki vuruldu Mileva yengeye :)
Ve en enerjik zamanlarını yaşıyodu hatta tüm çalışmayı yırtıp sadece love adlı bir makale yayınlacaktı bana kalırsa yayınlardıda :)

Ve o zaman lar aklına birden ilk gördü an geliverdi kafayı onun üzerine patlattı ne patlatmalar ne patlatmalar !

İşin garibide olayı buldu hızdı bir andan oldu herşey bir anda "aniden aniden "  ve diğer elemanda hızdı hız olarak aldı ..Ama hız ile kütle arasında ilişki kurmak ve her şeyin özünü bulmak bunlar nasıl olacaktı ?

Yıllarca başka değişkenlerde aradı bu arada coluk cocuga karıstı falan ..

Deneyler deneyler !

Hala tık yoktu  ortak seyden :( bulunması imkansız gibiydi ama o pes etmedi  . Aradı taradı yırtındı ama hala sakindi bulacagını biliyordu ...
Ve ilk baş herşeyin özüne bir sıfat takmalıydı .Tüm çalışmalarını buna yöneltti .

Herşeyin özü herşeyde olmalıydı ve bir terim belirtmeliydi iyi veya kötü  .

Hız ,  zaman ve gidilen yere baglıydı zaman 5 duyu dışındaydı . bu  onu algı gerektiren bir olgu yapıyodu .ve rasyoneldi .
Kütle de belli bir algı gerektiriyodu ve rasyoneldii.

Herşeyin özü ve onu belirleyen diğer degiskenlerde algı gerektirmeli ve rasyonel olmalıydı ..
Albert amca başka degişkenler aramayı bırakmıs kütle ve hız ile ilişki kurmak istiyordu .

Amaç çok basit kütleyi hızlandırmak ve hızın sınırı olup olmadıgı konusunda kafa yormak !

Ve burada çok pervansız bir şey elde edecekti işin içine zaman faktoru gircek e olaylar cok farklı yere gidecekti.

Hızın sınırı Albert ! Hız sınırlı bişey mi ?

Albert amca daha çok kafa yormuştu . Aklına gene Mİleva  geldi .Ah şu kadınlar ah Mİleva aghhh !
Milevayı ilk gördügünde yüzüne vuran o güneş ışığı ! Albert tesadüfen o ayrıntıya odaklandı ..

Evreka mı acaba

Albert amcanın aklına ışık takılmıştı ?Acaba yeni bir değişken mi bulmuştu .Ama ışık algısal değildi ! Ama vardı bu ışıkta bi iş !
Kütleyi hızlandırmak ! son hıza kadar ışık çok hızlıydı .Acaba ışık bir maddenin yüksek hızından dolayı mı bu hale gelmişti.

Herşeyin özü ışık mıydı  .Yoksa olay bitmişmiydi . Ama ışık bir enerji değil miydi . Enerji

Albert amca bir kaç bilimsel deneyden sonra ışıgın hızının karesiyle hareket eden kütlenin  enerjiye  dönüştügünü bulmuştu ..Bir kaç sene sonrada Milevadan ayrıldı . :)


Albert amca bu  förmülü  biz insanlar için türetmişken biz bu förmülle birbirimizi katlettik yaşasın insan ırkı yihhuuuu (gerçi insanlar farklı ırklardan :P)..
Albert amcaya gelecek olursak o yeni birini buldu ehuehehehehe . Çok sedviyorum bu adamın rahatlığını :D



Ve 55 senesinde huzur içinde öldü ...
Huzur İçinde Yat enerjisiyle unutulmayacak adam  ..

Sevin sevilin ve ışık hızında enerjiye dönüşeceginizi unutmayın :P
Çauuuvv!


24 Aralık 2014 Çarşamba

Minik ve Tatlı

Kücükken onu cok sevmiştim diğerlerinden cok farklıydı . Ama cocuktum dediğim gibi aşırı duygusaldım mantıığım  daha kalbimin önüne geçmemişti. Keşke hiç geçmeseydi gerçi ama hayat işte annemizde zamanında cocuktu babamızda dedemizde ...

Diğer gezegenler irili ufaklı kusaklı renkli falandı ama o sadece yuvarlak minik ve belirgin hiç bir özelliği olmayan gezegendi .Sanki biraz dışlanmıştı .O yüzden ona çok acırdım üzülürdüm ve o yüzden ona sevgimi sonuna kadar vermiştim . Her gece büyüsün diye dualar ediyodum  . Hayat bilgisi kitabında yüzeyini buyutuyor ona minik puantiyelerle süs veriyodum .

Sonra ne olduysa unuttum o minik gezegeni aklımdan bi anda cıkıverdi . Sokak maçları kavgalar falan derken adını bile unuttum . Ama dediğim gibi çocuktum  kararlarım hızlı değişiyodu herşeyi güzel görüyodum ve her şeyi yapıyodum ..

Ve işin garibi bu gezegen bana hep bi seyler hatırlatıyo . Ne zaman Plüton adını duysam hep 8 yaşındaki anılar geliyo o yüzden çok daraldığımda durmadan plüton plüton  diye sayıklarım ve sonrasın gülmeye başlarım ve tabiki kafam kıyakken :) ilk gelen şey annem , arkadaşı ve 3 arkadaşımla deniz kenarında bir sosyal tesise gezmeye gittiğimizi hatırlıyorum ... Orada bi tane basket sahasının potalarının altında minyatür kaleler vardı ,arkadaşlarla 2 ye 2 mac yapmıştık terden sırılsıklam olmuştuk . Annemin yanına gittimiştik devasa çantasından su vermişti bize içinde envai çeşit ot vardı  (sırgan ,kuzu kulagı vb) sonra ormanda ayeş almaca oynamıştık sonra deniz kenarında taş sektirdik ve tabiki dövüş olmazsa olmazdı . Hayat güzeldi lan  . O gün kü havanın rengi cok degişikti  cok güzel bir mavisi vardı denizde hafif acık yeşilimsiydi ...

Aklıma diğer gelen anıysa belkide zamanın guzelliginin nirvanaya vurduğu zamandı . Teknoloji ne çok ilerideydi nede çok geride .. Bilişim sektorunun orta dünyayı yeni yeni ele geçirdiği gunlerdi .. :ocukların dışarıda cirit attığı yaramazlığın moda olduğu son zamanlar  ! Büyük deprem olduktan sonraki 6-7 sene hiç görmediğim belkide goremeyecegim bir mahhalle evet evet mahalle yaşantısı oluşmuştu .. Artık o yıllarda insanlar birbirine hiç olmadıgı kadar baglıydı beraberdiler ve geceleri dışarısı cocuklar için çok guvendeydi ..
Neyse anıya gelecek olursak sanırım 7-8 yaşlarındaydım bir gece aniden  kar bastırdı .. Kar bastırdı ama ne kar görmen lazım bir anda hersey yarımmetre yukseldi  .. Ve işin garip tarafı elektrikler kesilmedi o zamanlar kesilirdi .. Annem birden bana heyecanla bagırdı dışarı bak diye  .. Herkesler dışarıdaydı ! Turuncu ışıklar  insanların ve karların uzerine vuruyodu  . Hemencecik hazırlanıp bizde dışarı çıktık ..Ve o kalabalığın ortamına kendimizi bıraktık . Eve geldiğimde yedigim karlar yüzünden bogazım sişmişti . Yarım saat sonrada elektrikler kesilmişti 2 hafta falanda okula gitmemiştik  :)

Öyle işte hacit Plüton bu  Pluton o karların renginde o minik gezegen vardı .Kilometrelerce uzaklardan bize ısıgıyla gulumsuyodu .O bizi hiç yargılamadı veya incitmedi hatta belkide mavi dünyamızı saldırılardan korudu .Peki  biz naptık ? Onu hor gürdük aşağıladık üstüne üstük bunu tüm dünyada ispatlamak için onu resmi olarak gezegenlikten çıkardık .. :@

İnsanlar hacit insanlar ..
Hepimiz lanet olasıca nankör varlıklarız  hepimiz pis birer ego sahibiyiz  ve kendi kendimizi yonlendiren kuklalarız !

Ama bazen aramızdan yine ego sahibi bencil ama iyi insanlar çıkabiliyo ..

Plütonu  tekrar aramıza katanlar gibi  işte öyle insanların yıldız gibi parlayan alınlarından öpmek istiyorum ..
Teşekkürler o adamlar teşekkürler gerçekten çok teşekkürler minik gezegenimizi tekrardan çocuklarımıza gösterdiğiniz için ..
Belki o minik gezegen  , kaç minik yüregin daha mumunu yakacak cakmak olacak.


ARAMIZA TEKRARDAN HOŞ GELDİN  MİNİK IŞIKLI GÜZELİKLER GÜZELİİ
PARLAK PLÜTONNN !!

NİCE MUTLU YAŞLARA !

23 Kasım 2014 Pazar

HerkeŞ Kimcildir !

İnsanın hayatı sorgulaması ...
İnsanın ama !
İnsan dediğimiz şey nedir ki ?
Olaya memelilik açısından mı bakarız ?
Peki ölmeyi hak eden insanlar varmıdır ? Biz onlardan birimiyiz ?
Doğru olan şey nedir, kimler belirler bu dogruyu ?
Dogru düşündüğümüz şeyler başkalarınca yanlışsa biz hangi taraftayız ?
Çogunlugun dediği doğruysa dogru denen bir kavram olmaması gerekir (istatiksel olarak cok secmeli görüşlerden hiçbiri %50 oranına bile yaklasamaz ) peki hangi azınlıgın dogruyu soyledigini nerden bilebilelim?

Peki ya bizimde hayvanlar gibi içgüdülerimiz var mı?

İnsan hayatı sorgular hacit sorgulaması gerekir bence , niye yaşadığının farkında olmayan bir canlı kaostan farklı bişey getirmez kanımca .. He o o şekil giyinir bu bu sekil giyinir  ama sonucta  amac bulur ve sorgular  . Bu bence en temel içgüdü... Yalanmıyım hacit ?
 Peki insan neydi hacit  ..İnsan bir çeşit hayvandır  dogada yaşayan yaratma gücü diğer hayvanlardan azacık üstün olan bi canlı .. İnsan değiller lafı falan var dimi hacit ::) durmadan deriz şu sistemin basındakiler bu kadar aç varken niye yardım etmiyolar hepimiz eşit yaşayamazmıyız diye  . Harbiden dogru dimi bırak 7 milyarı 70 milyar insanı üzerinde barındırabilir bu minik mavi gezegen .. Ama işte insan faktörü içimizdeki insanımsı içgüdü bizi bu hale getiriyo başa en hümanist adam bile geçse bu sıkıntıları çözmek yerine o da onlara benzemeye  çalışır . En basiti biz diğer hayvanlara ne kadar iyi davranıyoz mınakoyim .Sikim kadar üstün zekamız oldugu için onları ziyaret edip izliyebiliyoruz .. Acaba uzaylılar nasıl lan ?
kodumun yeşil suratlıları....

İnsanlar ölmeyi hak edermi dersen hacit zaten ölüyoz mınakoyim elim ayagım tutmadıktan sonra ne yapabilirim ki ...Bazı insanları erkenden yollamak dersen biraz düşünürüm . Neye göre oldürüyoruz ?
Yasalar neye göre çıkmış yasalar  veya  tamam düzgün bi yasa olsun . Peki ya yargılama ?
İşte burada insan faktörü giriyo ve bizler yanılabilen bi canlılarız belkide suçsuz birini öldürecegiz ...
Yargıyı yapay  zekalı bir bilgisayarın yapması lazım yada hiç bir şeyle  bagı olmayan  bir insan olabilirde ..
Ölüm olsun ama titiz davranılmalı derim hacit.. Yani asıl cevap hakeder hacitt hakederr..

Peki biz hangi  taraftayız hacit dogru yanlış bunu tam olarak hiç bir zaman bilemiyeceğiz yani dalarsak olaya kesin bi rasyonel cevap bulamayız dimi peki  dogruyu nasıl belirliyoruz ?

Doğruyu bilmiyoruz ama belirleyebiliyoruz dimi ?

İçgüdü !

Sence bu  olabilir mi hacit  bizim içgüdülerimiz olabilir mi ? Peki içgüdülerimizle belirliyoruz  ve herkesin içgüdüsü aynı şeyi göstermiyo dimi ! Peki bu içgüdülerimiz kişiliğimiz gibi değilmi  .. Herkesin içgüdüsü farklıysa birazcık şeymiyiz acaba ...

Bencil mi!

Ya aslında bencillik değilde hani anlatacak cümlede yok ne desem olmuyo şöyle bişi deniyim . Bu hissiyat otomatik olarak üste cıkmamız için oluşan hafif insiyatif gerektiren içinde bir tutam bencillikte bulunan bişeyy..
Hacit.
Keşke dilbilgisi dersi almasaymışım ..

Sevin sevilin ve az bencil olun LANNNN !
Mutlulukla.......

22 Ekim 2014 Çarşamba

Oyunsa Oyun

Selamlar saygılar sevgiler ..

Hayatımızı anlamlastıran seylerden üçü dimi bunlar ,anlamlaştıran demiyelimde ne diyelim ? Neyse diyelim bişeyler..Olaylar olaylar . 

Her canlı ölümü tadıyo dimi bre hacit . Dünya denilen bu sahneye eninde sonunda selamımızı çakacağız , ister alkışlarla ister küfürlerle gidelim mesele bu değil asıl mesele oynayışımız bu oyunu  biz sonuna kadar cabalayalım herkes her perdeyi sevmek zorunda değil. 

Ne derin girdim be hacit :)) 

Malesef bir tiyatrocu sadece oyun oynamaz ! Başka oyunları seyredip onları kendi kafasına göre sentezleyip kendi rolunu onlardan örnek alır .. İşin garip yanı her oyun sonunda alkış tutarız dimi , sence saygı mı bu hacit ben duygusal bi insanım cogu kişinin sevmediği oyunları sevmenin yolunu buluyorum .. Kısacası her oyunu seviyorum . Her oyunda ornek aldıgım seyler bulabiliyorum ,he yapıyomuyum o tartısılır ..

Küçük bir oyundu yaşam..
Küçük bir  külübeydi evimiz
Kücük birer oyuncaklardı anne babamız
Minicik bir pompacıktı kalbimiz....

O kücücük pompayı camurla doldurup yavaşlatmayalım , kirletmeyelim onu ..

İşin garip tarafı oyun oynanıyo izleniyo bazıları bazı kısmında uyuyo bazıları gec giriyo oyuna  ,eyvallah herşey tamamda bu oyunun arka planı hazırlanış sahnesi hazırlayan ve oynayan ve oynları kordinize eden yonetmen  .... Bunlar napıyo hacit ! bazen dikkatli izleyin oyuncu sahnede tek basına kalıyo tüm oyundan habersiz bi anlık unutuyo galiba gözleri telaştan parlıyo ama izleyicilerin cogu farkında değil senarist durumun farkında el atamıyo , yünetmen desen sıçmasa bari diye küplere binmiş , işte o an izlediğim oyunlarda en zevk aldığım sahne oluyo .

Oyuncu telaşlı..
Kalbi kıyafetini ileri geri sallıyo .
Gözleri o ana kadar hiç olmadığı kadar kesin..
Bi anlık olusan , kaşları ve saçı arasındaki beşşş çizği .
Gözbebeğinin altındaki parlayan o kısa süreli yaşşş
Tüm sözcükleri unutmuş..
Heyecanından küçük dilini yutmuşş
Belkide karadenizde gemileri batmışş.
Kendini bir anda dolaçlamaya takmış..

:P :) :D zbalalallala

İşte bu !

İşte hacit o sahne

O sahne paha biçilemezdir hacit seninde illa başına gelmiştir . Değil mi :P
Neden mi bu sahne ?
Çünikim ne kadar tatlı oldu la bu laff ooff gen başladım sorryy :P
Çünikim ehuhehehehh bana çok komik geldi ya neyise normale dönüyom tamam
................
...........
......
öhhö öhhö
Çünkü  oyuncu hiç olmadığı kadar özgür hacciiittt
Özgür ulan özgür!
Bi anda senaristi  ve yönetmeni mehter marşıyla plutona göderdi ..
Bu arada aramıza tekrardan hoşgeldin Plütoon .. Seni çok seviyorumm.Ah hacit bi tanısan sen de seversin küçük müçük ama çok tatlı ..Yearimm :P ( hüüuuııllliiiııppp )
Oyuncu kafasındaki herşeyi unutup kendi istediği davranmaya başladı ama işin garibi ne istediğini oda bilmiyo ve bu yüzden cok heyecanlı , o kadar güzel bir sahne oluyoki o insana izleme zevki veriyo tahmin etmek zorlaşıyo  soru işaretleri cogalıyo insanın merak duygusunu 40 yıllık bakir kadar azdırıyo ...Harbi onlar nasıldırlar ya ? neyse .

Bazı oyuncular çok fazla dolaçlamaya giriyolar ve bu adamlar çok tutuluyo bazıları robot bazılarınıda kimse anlamıyo .. Bazıları oyunu umursamıyo bile onlarda cok sasırtıcı ihihiihih .. Ama oyuncuya saygım sonsuzdur senarist ve yönetmen ölsün ,gebersin ,yok olsun münafıklar .. Ben oyunu izler oyuncuyu bilirim . Hepsini cok severim bazılarını çok severim ,bazılarına hayran kalırımm ve bazılarınını heeeaaapssuu ..

Hacit çok hastayım ya sabahtan beri nane limonu dayadılar bana napcam ben ..
Hastalık kötü bişey ya ne agzımın tadı var ne canda huzur ..

Zenginlik peşinde koşma hacit koyver herşeyi dolaçlama takıl :) emin olki kötü biri değilsin ve ben seni illaki severim ...

Bi alıntıyı yazıp kapatasım geldi sonrada kuul bi parça atıcam kimseye dinletme bu sana özelll :P

Pavyonda tanıdığım bilge bi pezemenk vardı.
Kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derki
İyi kitaplar okudum
Bi boka yaramadı ..


Sevin, sevilin bugünlükde sevinin yeaa :P
Sağlıcakla hacit..


9 Ekim 2014 Perşembe

Cık KısssssTT

Selamlar içlerine parlayan duman sıkıştırılmış et parçaları ...( çok coolum bu aralar )

metoformoz
meterasyon
metetranoz
ve de tabiki menopoz

Size artık üstün olduğumu kanıtladığıma göre logarıma geri döneyim ( he bu arada buraya artık logar demeye karar aldım  he tuvalet yetmiyomu diyenler olcak hacit beni anca logar paklar )

Ya hacit arada bi ileriyi düşünüyorum . Çoluk çocuk  para mara geçim sıkıntısı aile ölümleri falan filan tamam diyorum okey cepte  bi şekilde hallederiz . Bu menapoz nedir lan  :D nasıl bi savunma biçimidir bu hacit , menapozum  var
menapozum baş gosterdi
kesin bende menapoz var
 ne sikten bi durum dimi hacit ne sikimden bi şey bu ..
Hacittttt seni gafil avladım bence mucize bu dogurganlıgın bitmesinin sistematik bir göstergesi :D heralde kadınlarımızın bize artık sex yok diyiş şekli :D
Ama gende buyuklerimize sormak lazım olmadı dns değistiririz be hacitt :P

Kaderin oyunlarına inanırmısın hacit ?
Yaşlanacaz cokecez olecez
he?
İnanırmısın bunlara ?

hacit bence bunlar anlık kader şakası olacak bize :D
Ben yıllardır aynada aynı suratı goruyorum :D olay sadece fotoraflarda değişiyoo.
bi hasstrr çekiyorum önce sonra aynı suratla yaşamaya devam ..
he ölmek dersen olaya cok farklı girerim hacit ne sikinsel bi istekse yaşlanmayı hep isterim tuvalete giderken romatizma agrıları torun torba sevilmesi ve tabiki  sıra bana gelen nasihatlar  (nesilden nesile süren alım satım işlemi :D )
Ama işin aslı  isteksiz bir ejder :(
Şimdi kıymetsiz geliyo ama bu zamanları özliyecegim kesin :D
ee bu durumda napcam ölümü beklüyecegim ..
hiç ölmiyecekmiş gibi ..


Yaşadıgın üzüntüleri bile  özlediğin oluyomu hacit veya kıymet bilmez kişileri  ?
Hayat acı dolu dimi . life is beatifull :P
İşin aslı mutlu olmak dimi ..
Dışarıdan savaşamadıgın ama içeriden savasın oldugunun farkında oldugun engin top sesleri ..
Bitmek tükenmez halisilasyonlar ..
Daha nicesini biriktirdiğin boş şişeler falan ..
Karmaşık muttefikler ...
kimselerin bilmediği soykırımlar..

Dünya gibiyiz hacit ne iyi ne kötü :D
ne iyi olacagız ne kötü ?

Ama sonucun belli olmaması iyiye gitmek için harcanılan cabaların bırakılmasını destekler mi?
Sence ugraşmamalımıyız ?
Siktiret en kötü zaman geçer idealarımıza ulaşabiliriz belki.. (cümlenin içerisindeki gizli atı bulun )

Benlik falan diyoduk eskiden canım hatırladın mı kaçtır uztune girmiyoz onun :D
Kalp merkezli kamu binası hafif sosyalist agır liberalist bi yapısı var dı bu merkezin :D canını yedimin ama cof saftı :)
Bunun için ugrasır dururduk bunu dengelemeye falan işte o zaman mutluluk olurdu .. hakikaten öyleymiş lan ..
Arada bi kotuluk yapmak lazım :PP

Yaşamaktan durmadan umuduzu kesip duruyormuyuz ? bul ozaman başka bi sebep...
 yeappp!

Hacit dur kalkma
pardon gelecek sefere ....
muah
seiv sevilin opun :D:PP.
vdsxz


at is back ehuheheheh